Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçu (TCK-227)

fuhşa teşvik

Fuhuş suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 227. maddesinde düzenlenen ve genel ahlaka karşı suçlar bölümünün en ayrıntılı hükümlerinden biridir. Madde, fuhşa teşvik etmeyi, aracılık etmeyi, yer temin etmeyi ve bu amaçla tedarik veya barındırmayı cezalandırır; cezayı ise mağdurun yaşına ve fiilin işleniş biçimine göre kademelendirir. Bu yazıda fuhuş suçunun unsurlarını, çocuk ve yetişkin mağdur arasındaki temel ayrımı, nitelikli hâlleri, mağdurun korunmasına ilişkin hükümleri ve yargılama usulünü hukuki çerçevede ele alıyoruz.

Maddenin en çok yanlış anlaşılan yönü, kimin cezalandırıldığıdır. Fuhuş suçunda cezalandırılan kişi, fuhşa sürüklenen kişi değil; bu faaliyeti teşvik eden, kolaylaştıran veya organize eden üçüncü kişidir. Fuhşa sürüklenen kişi ise daima mağdur olarak kabul edilir. Bu yazı boyunca içerik yalnızca hukuki unsur, ceza ve usul düzeyinde kalmakta; fuhuş eylemine ilişkin hiçbir betimleme veya örnek kullanılmamaktadır.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçu Nedir? (TCK 227)

Fuhuş suçu, bir kişinin fuhşa teşvik edilmesi, fuhşun yolunun kolaylaştırılması, bu maksatla kişinin tedarik veya barındırılması ya da fuhşa aracılık edilmesi fiillerini kapsar. Madde sekiz fıkradan oluşur ve bu fıkralar; mağdurun çocuk mu yoksa yetişkin mi olduğuna, fiilin cebir veya hile ile işlenip işlenmediğine, failin mağdurla ilişkisine ve suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine göre farklı ceza rejimleri öngörür.

Maddenin yapısını doğru okumak için, önce fuhşun kendisinin TCK’da bir suç olarak düzenlenmediğini, yalnızca üçüncü kişilerin bu alandaki faaliyetlerinin cezalandırıldığını kavramak gerekir. Aşağıda önce bu temel ayrımı, ardından her fıkrayı ayrı ayrı ele alıyoruz.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Fuhuş suçuyla korunan hukuki değer, hem toplumun genel ahlak anlayışı ve ortak hayâ duyguları hem de fuhşa sürüklenen kişinin korunmasıdır. Yargısal uygulamada, bu suçla korunan hukuki yararın toplumun ar, namus ve genel hayâ duyguları olduğu ve mağdurun cinsiyetinin önemsiz olduğu, yani erkeklerin de bu suçun mağduru olabileceği kabul edilmektedir.

Kanunun sekizinci fıkrasındaki tedavi ve terapi hükmü, maddenin yalnızca toplumsal ahlakı değil, aynı zamanda fuhşa sürüklenen kişiyi de korumayı amaçladığını açıkça gösterir. Bu ikili koruma amacı, maddenin bütününün yorumlanmasında belirleyicidir ve fuhşa sürüklenen kişinin hiçbir biçimde suçlanan taraf olarak görülmemesini gerektirir.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçunda Temel Ayrım: Fuhuş Yapmak Suç Değildir

Fuhuş suçunun doğru anlaşılması için en kritik nokta şudur: fuhşun kendisi, yani fuhuş yapan kişinin bizzat eylemi, TCK kapsamında bir suç olarak düzenlenmemiştir. Kanunun cezalandırdığı şey, üçüncü bir kişinin bu faaliyeti teşvik etmesi, kolaylaştırması, buna aracılık etmesi veya yer temin etmesidir. Yani suç, fuhşa sürüklenen kişinin değil, onu bu faaliyete yönelten veya bundan yararlanan kişinin fiiliyle oluşur.

Bu ayrım, aynı bölümdeki iki başka maddeyle paralel bir sistematik oluşturur: kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (TCK 228) ve dilencilik (TCK 229). Her üç maddede de fiilin bizzat yapılması ya suç değildir ya da yalnızca bir kabahattir; asıl cezalandırılan davranış, başkasını bu faaliyette kullanmak, ona aracılık etmek veya imkân sağlamaktır. Bu ortak yapının ayrıntılı karşılaştırması için genel ahlaka karşı suçlar rehberimize bakabilirsiniz.

Bu yapının pratik sonucu şudur: fuhşa sürüklenen kişi, sürecin sanığı değil, korunması gereken tarafıdır. Kanunun cezalandırdığı fail, bu kişiyi fuhşa yönelten, bundan çıkar sağlayan veya buna zemin hazırlayan üçüncü kişidir. Bu nedenle, fuhuş bağlamında yürütülen bir soruşturmada kişilerin hukuki konumunun (şüpheli/sanık mı yoksa mağdur mu olduğunun) doğru belirlenmesi, sürecin en kritik başlangıç adımıdır. Bu belirleme, hem uygulanacak koruma tedbirlerini hem de kişinin haklarını doğrudan etkiler.

Birinci Fıkra: Çocuğun Fuhşa Sürüklenmesi

Birinci fıkra, bir çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişiyi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. Bu, maddenin en ağır temel cezasıdır ve çocuğun korunmasına verilen önemi yansıtır.

Bu fıkranın dikkat çeken bir özelliği, hazırlık hareketlerinin de tamamlanmış suç gibi cezalandırılmasıdır. Normalde ceza hukukunda hazırlık hareketleri kural olarak cezalandırılmazken, kanun koyucu çocuğun fuhşa sürüklenmesi bakımından bu genel kuraldan ayrılmış ve korumayı öne çekmiştir. Bu, çocuğun her aşamada korunması amacının bir yansımasıdır.

Birinci fıkrada sayılan fiiller çok sayıda seçimlik hareket içerir: teşvik etme, yolunu kolaylaştırma, tedarik etme, barındırma ve aracılık. Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleşmesi, çocuk bakımından suçun oluşması için yeterlidir. Kanun, çocuğun fuhşa yönlendirilmesinin her aşamasını ayrı ayrı kapsam içine alarak, bu alanda mümkün olan en geniş korumayı sağlamayı amaçlamıştır. Burada altı çizilmesi gereken nokta, çocuğun rızasının bulunmasının suçu ortadan kaldırmadığıdır; çocuk, bu bağlamda her hâlde korunması gereken mağdur konumundadır.

İkinci Fıkra: Yetişkine Yönelik Fiiller

İkinci fıkra, bir yetişkini fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişiyi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. Görüldüğü üzere, mağdurun yetişkin olması hâlinde ceza, çocuk mağdura göre belirgin biçimde daha düşüktür.

Bu fıkranın önemli bir eki, fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanmasının da fuhşa teşvik sayılmasıdır. Böylece kanun, yalnızca aktif teşvik ve aracılık fiillerini değil, fuhşa sürüklenen kişinin kazancı üzerinden geçinme biçimindeki sömürüyü de kapsam içine almıştır.

Birinci ve ikinci fıkra arasındaki bu yaş temelli ikili ayrım, maddenin merkezi noktalarından biridir. Aşağıdaki tablo bu ayrımı özetlemektedir.

ÖlçütÇocuk Mağdur (1. fıkra)Yetişkin Mağdur (2. fıkra)
Ceza4 – 10 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para2 – 4 yıl hapis + 3.000 güne kadar adli para
Hazırlık hareketleriTamamlanmış suç gibi cezalandırılırGenel kurallara tabidir
Kazançtan yararlanmaTeşvik kapsamındadırTeşvik kapsamındadır
Dava zamanaşımı15 yıl8 yıl

Üçüncü Fıkra: Fuhşu Kolaylaştıran Ürünler

2016 yılında yeniden düzenlenen üçüncü fıkra, fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişiyi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. Bu fıkra, fuhuş faaliyetinin tanıtımına ve kolaylaştırılmasına yönelik materyalleri hedef alır.

Yargısal uygulamada bu fıkranın bir tehlike suçu olduğu, yani fiilen fuhşun gerçekleşmesinin şart olmadığı kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, bu tür ürünlerin verilmesi, dağıtılması veya yayılması, sonucunda somut bir fuhuş eylemi gerçekleşmese dahi suçun oluşması için yeterlidir. Bu, kanunun fuhşu kolaylaştıran materyalleri erken aşamada engellemeyi amaçladığını gösterir.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçunda Nitelikli Hâller (4, 5 ve 6. Fıkralar)

Dördüncü fıkra, cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılacağını öngörür. Bu, mağdurun iradesinin kırıldığı veya çaresizliğinin sömürüldüğü, en ağır sömürü biçimlerini hedef alan bir nitelikli hâldir.

Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, yargısal uygulamada cebir, tehdit veya çaresizlikten yararlanma unsurlarının somut ve kesin delille ortaya konması gerektiği vurgulanmaktadır; salt bir kandırma veya vaat iddiası, tek başına bu ağırlaştırmanın uygulanması için yeterli görülmemektedir. Bu, ispat yükünün ne denli önemli olduğunu gösterir.

Beşinci fıkra, suçun; eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını öngörür. Altıncı fıkra ise suçun, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde aynı oranda artırım getirir. Yedinci fıkra, bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunacağını düzenler.

Beşinci fıkradaki nitelikli hâl, kanun koyucunun özel bir tercihini yansıtır: mağdurla arasında güven, koruma veya otorite ilişkisi bulunan kişiler tarafından işlenen fiiller, bu güven ilişkisinin kötüye kullanılması nedeniyle daha ağır cezalandırılır. Altıncı fıkradaki örgüt bağlantısı ise, fuhuş suçunun münferit bir fiil olmaktan çıkıp organize bir yapı içinde işlendiği hâlleri hedef alır; bu durumda, olayın niteliğine göre örgüt kurma, yönetme veya üye olma suçlarının da ayrıca gündeme gelip gelmeyeceği değerlendirilir. Bu nitelikli hâllerin uygulanması, cezanın belirlenmesinde önemli bir fark yarattığından, her dosyada somut delil durumuna göre incelenmelidir.

Sekizinci Fıkra: Mağdurun Korunması ve Tedavi

Sekizinci fıkra, maddenin mağdur odaklı ve koruyucu yönünü en açık biçimde gösteren hükümdür: fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir. Bu hüküm, fuhşa sürüklenen kişiyi cezalandırılacak bir fail olarak değil, korunması ve desteklenmesi gereken bir mağdur olarak konumlandırır.

Bu düzenleme, maddenin bütününe hâkim olan yaklaşımı özetler. Fuhşa sürüklenen kişi; ihmalkâr, kusurlu veya suçlanacak bir taraf olarak görülmez. Kanun, bu kişilerin çoğu kez zorlukların, çaresizliğin veya sömürünün mağduru olduğunu kabul eder ve onlara ceza değil, koruma ve destek öngörür. Bu nedenle bu alandaki hukuki değerlendirmelerde, mağdurun haklarının korunması esas alınmalıdır.

Tedavi ve terapi imkânının yanı sıra, fuhşa sürüklenen kişi ceza muhakemesi sürecinde mağdur sıfatıyla sahip olduğu haklardan (bilgilendirilme, hukuki yardımdan yararlanma, korunma) yararlanır. Bu kişilerin, süreç boyunca ikinci kez örselenmesini önlemek adına, ifade ve beyanlarının alınmasında da özenli davranılması gerekir. Kanunun koyduğu bu koruyucu çerçeve, fuhuş suçunu bölümün mağdur odaklı yönü en güçlü hükümlerinden biri hâline getirir.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçunda Manevi Unsur, İçtima ve Zincirleme Suç

Fuhuş suçu yalnızca kastla işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, fiilin fuhşa yönelik olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Suç, kural olarak bir netice aramaz; teşvik, aracılık veya yer temin etme fiillerinin gerçekleşmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Birden fazla mağdurun bulunduğu veya aynı mağdura yönelik eylemin değişik zamanlarda tekrarlandığı hâllerde, zincirleme suç (TCK 43) hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir. Bu durumda, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlenen fiiller tek suç sayılarak ceza artırılır. Zincirleme suç uygulaması, cezanın belirlenmesini doğrudan etkilediği için somut olayda titizlikle değerlendirilir.

İnsan Ticareti (TCK 80) ile İlişki ve Fark

Fuhuş suçu, uygulamada zaman zaman insan ticareti suçu (TCK 80) ile birlikte gündeme gelir; ancak bu iki suç farklı kapsamlara sahiptir. İnsan ticareti; zorla çalıştırma, hizmet ettirme, esarete tabi kılma, organ verilmesini sağlama gibi çok daha geniş bir sömürü yelpazesini kapsar ve tipik olarak kişilerin tedarik edilmesi, kaçırılması, bir yerden başka bir yere götürülmesi gibi unsurları içerir.

Fuhuş suçu ise özellikle cinsel sömürüye ve fuhşa yönelik teşvik, aracılık ve yer temin etme fiillerine odaklanır. Somut bir olayda hangi suçun (ya da her ikisinin) oluştuğu, fiilin niteliğine, mağdurun durumuna ve sömürünün biçimine göre belirlenir. Bu nitelendirme cezayı ve sürecin ağırlığını doğrudan etkilediğinden, uzman bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Uygulamada, aynı olguda hem insan ticareti hem de fuhuş suçunun unsurlarının birlikte bulunabildiği hâller de görülür. Bu gibi durumlarda, fiillerin bağımsız suçlar mı oluşturduğu yoksa aralarında bir norm ilişkisi (görünüşte içtima) mi bulunduğu, içtima kurallarına göre değerlendirilir. İnsan ticaretinin, kişinin bir sömürü amacıyla tedarik edilip nakledilmesi gibi ek unsurlar içermesi, iki suç tipini birbirinden ayıran temel ölçüttür. Bu ayrımın doğru yapılması, hem isnat edilen suçun ağırlığı hem de mağdurun tabi olacağı koruma rejimi bakımından belirleyicidir.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Fuhuş suçu resen soruşturulur; soruşturmanın başlaması için şikâyet aranmaz ve suç uzlaştırma kapsamında değildir. Bu, suçun hem topluma karşı işlenmesinin hem de mağdurun korunması amacının bir sonucudur.

Görevli mahkeme, fuhşun temel hâlinde asliye ceza mahkemesidir. Ancak çocuğa yönelik nitelikli hâlde cezanın üst sınırının on yıla ulaşması nedeniyle görevli mahkemenin belirlenmesi somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir; ağır ceza mahkemesinin görevi kural olarak üst sınırı on yılı aşan suçlar bakımından söz konusu olduğundan, bu husus her dosyada dikkatle incelenmelidir.

Dava zamanaşımı bakımından, yetişkin mağdura yönelik hâllerde süre sekiz yıl; çocuk mağdura yönelik hâllerde ise on beş yıldır. Dava zamanaşımı sürelerinin hesabında, zamanaşımını kesen ve durduran işlemler de dikkate alınır.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçunda Deliller, Savunma ve Ceza Hukuku Kurumları

Fuhuş suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, delillerin niteliği ve değerlendirilmesi belirleyici bir rol oynar. Özellikle teşvik, aracılık veya yer temin etme fiilinin somut ve kesin delillerle ortaya konması gerekir. Nitelikli hâllerde (cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanma) ise, yukarıda belirtildiği gibi, bu unsurların salt iddia düzeyinde kalmayıp somut delille kanıtlanması aranır. Bu nedenle savunma, çoğu zaman fiilin gerçekten teşvik/aracılık niteliği taşıyıp taşımadığı ve nitelikli hâllerin delil düzeyinde ispatlanıp ispatlanmadığı üzerinde yoğunlaşır.

Ceza hukuku kurumları bakımından, ikinci fıkra kapsamındaki (yetişkin mağdura yönelik, iki yıldan dört yıla kadar) hâllerde, koşulları varsa cezanın ertelenmesi gibi kurumlar somut olayda gündeme gelebilir; buna karşılık çocuk mağdura yönelik hâllerde ceza aralığı yüksek olduğundan bu imkânlar önemli ölçüde daralır. Verilecek cezanın türü, süresi ve infazı ile seçenek yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağı, her dosyanın kendine özgü koşullarına göre belirlenir.

765 Sayılı Mülga TCK ile Karşılaştırma

Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı (eski) Türk Ceza Kanunu’nda da fuhşa ilişkin hükümler bulunuyordu; ancak yürürlükteki 5237 sayılı TCK, bu alanı hem daha ayrıntılı hem de daha belirgin biçimde mağdur odaklı bir sistematikle düzenlemiştir. Özellikle çocuk mağdur ile yetişkin mağdur arasındaki net ayrım, hazırlık hareketlerinin çocuk bakımından cezalandırılması ve fuhşa sürüklenen kişiye tedavi/terapi imkânı öngören sekizinci fıkra, yürürlükteki düzenlemenin koruyucu yaklaşımını ortaya koyar.

Üçüncü fıkranın 2016 yılında yeniden düzenlenmiş olması da, kanun koyucunun bu alandaki düzenlemeyi zaman içinde güncellediğini gösterir. Eski tarihli olaylarda hangi kanunun uygulanacağı lehe kanun değerlendirmesi bakımından önem taşıyabilirse de, günümüzde işlenen fiiller bakımından uygulanacak hüküm yürürlükteki 227. maddedir.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçu Hakkında Yargıtay Karar Analizleri

Fuhuş Suçunda Mağdurun Belirlenebilirliği İlkesi ve Sanık İkrarına Rağmen Eksik Araştırma Nedeniyle Bozma (TCK m. 227/2)

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016/16937 E. – 2019/54 K., 07.01.2019 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında fuhuşa aracılık etme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Sanık soruşturma aşamasındaki beyanında belirli isimdeki kadınların fuhuş yapmasına aracılık ettiğini ikrar etmiş, tanıklar da bu durumu doğrulamıştır. Ancak Yargıtay 18. Ceza Dairesi; TCK m. 227/2 kapsamında düzenlenen fuhuş suçunun ancak belirlenmiş veya belirlenebilir bir mağdura karşı işlenebileceğini, ismi geçen kişilerin gerçekte var olup olmadıkları ve açık kimlik bilgileri tespit edilip mağdur sıfatıyla ifadelerine başvurulmadan yalnızca ikrar ve soyut tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasını eksik araştırma sayarak kararı bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay kararında, ceza sorumluluğunun şahsiliği ve suçun maddi unsurlarının tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanması ilkelerine vurgu yapılmıştır. TCK m. 227/2 maddesinde tanımlanan fuhuşa teşvik etme, kolaylaştırma veya aracılık etme suçları, yapısı gereği somut ve belirli ya da en azından tespit edilebilir bir mağdura yöneliktir.

Sanığın kolluk veya savcılık aşamasındaki soyut isim vererek yaptığı ikrarı ile tanıkların bu isimleri tekrarlaması, tek başına suçun sübutu için yeterli görülmemiştir. Anılan kişilerin kimlik bilgilerinin araştırılması, soyut birer isimden ibaret kalıp kalmadıklarının belirlenmesi ve şahsı tespit edilen kişilerin mağdur sıfatıyla beyanlarının alınması zorunludur. Bu hususlar yerine getirilmeden verilen mahkûmiyet hükmü yetersiz gerekçe ve eksik incelemeye dayanmaktadır.

“…suçun belirlenmiş ya da belirlenebilir bir mağdura yönelik olarak işlenebilecek olması karşısında; adı geçen mağdurların gerçekte var olup olmadıkları ve açık kimlikleri tespit edilerek mağdur sıfatıyla bilgilerine başvurulmadan, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle sanığın bu mağdurların fuhuş yapmasına aracılık ettiği kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmesi… bozmayı gerektirmiştir.”

Değerlendirme

Bu karar, fuhuş suçlarında mağdurun somutlaştırılması zorunluluğunu ve ceza muhakemesinde sanık ikrarının sınırlarını açıkça göstermesi bakımından son derece önemlidir.

Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Sanığın cezalandırılabilmesi için suçun işlendiği iddiasının somut olgularla desteklenmesi gerekir. Fuhuş suçunun mağduru soyut bir toplumsal kitle veya belirsiz isimler olamaz; eylemin muhatabı olan mağdurun varlığı, kimliği ve fiile rızası yahut sürükleniş biçimi yargılamada netleştirilmelidir. Yargıtay, sanığın kendi aleyhine verdiği beyanlar (ikrar) bulunsa dahi, mağdurun varlığının ve kimliğinin resmi olarak teyit edilmediği hallerde mahkûmiyet kararı verilemeyeceğini, aksi durumun eksik inceleme teşkil edeceğini netleştirmiştir.

Fuhuş Suçunda Sırf Hareket Suçu Niteliği ve Cinsel İlişkinin Fiilen Gerçekleşmemesine Rağmen Suçun Tamamlanması (TCK m. 227)

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/9869 E. – 2020/6077 K., 12.03.2020 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında fuhuş suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Mağdur beyanında, sanığın kendisini fuhuş yapması için tehdit edip zorladığını, eve müşteri getirdiğini ancak gelen müşterileri kendisi istemediği için cinsel ilişkinin fiilen gerçekleşmediğini belirtmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi; TCK m. 227’de düzenlenen fuhuş suçunun oluşması için Kanun’da gösterilen icrai hareketlerin (cebir/tehdit kullanma, yer temin etme, aracılık vb.) yapılmasının yeterli olduğunu, cinsel ilişki fiilen gerçekleşmemiş olsa dahi suçun tamamlanacağını vurgulamış ve yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay kararında, fuhuş suçunun tipiklik ve netice unsurları değerlendirilmiştir. TCK m. 227’de tanımlanan suç, yapısı gereği kanunda sayılan seçimlik icrai hareketlerin sergilenmesiyle tamamlanan bir suç tipidir. Sanığın mağduru fuhuş yapmaya zorlaması, tehdit etmesi ve bu amaçla eve müşteri getirmesi suçu oluşturan icrai hareketlerin tamamlandığını gösterir.

Mağdurun son aşamada direnerek gelen müşteriyi reddetmesi veya cinsel birleşmenin gerçekleşmemiş olması, sanığın icra ettiği hareketlerin suç oluşturma niteliğini ortadan kaldırmaz. Suçun tamamlanması için ayrıca fuhşun (cinsel ilişkinin) fiilen gerçekleşmesi şartı aranmadığından, eylem tamamlanmış fuhuş suçunu oluşturur.

“…mağdur beyanında, sanığın kendisini fuhuş yapması için tehdit ederek zorladığını, eve müşteri getirdiğini ancak gelen müşterilere istemediğini söylediği için fuhuşun gerçekleşmediğini belirtmesi karşısında, suçun oluşması için Kanunda sayılan icrai hareketlerin yapılmasının suçun tamamlanması için yeterli olması, fuhuş yapılmasa bile eylemin tamamlanacağı gözetilerek tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir…”

Değerlendirme

Bu karar, fuhuş suçunun neticeli bir suç mu yoksa sırf hareket (tehlike) suçu mu olduğu hususundaki hukuki nitelendirmeyi netleştirmesi bakımından son derece önemlidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 227. maddesinde düzenlenen fuhuş suçu, belirli seçimlik hareketlerin yapılmasıyla tamamlanan bir sırf hareket suçudur. Kanun koyucu, bireylerin fuhşa sürüklenmesini, buna aracılık edilmesini veya fuhuş için ortam/müşteri hazırlanmasını cezalandırmaktadır. Dolayısıyla sanık tarafından tehdit veya baskı mekanizması kurulup eve müşteri getirilmesi gibi icrai hareketler yapıldığı anda suç hukuken tamamlanmış olur. Mağdurun kendi iradesiyle veya dış bir engelle son anda cinsel ilişkiyi reddetmiş olması, suçu teşebbüs aşamasında bırakmaz; zira cinsel birleşmenin yaşanması fuhuş suçunun zorunlu bir netice unsuru değildir.

Fuhuş Suçlarında Mağdurun Açık Kimliğinin Tespiti, Beyanının Alınması ve Tanık Beyanlarındaki Çelişkilerin Giderilmesi Zorunluluğu (TCK m. 227)

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2015/24696 E. – 2016/9297 K., 02.05.2016 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında hem yetişkini hem de çocuğu fuhşa teşvik etme, aracılık etme ve yer temin etme suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi; her iki suç yönünden de fuhşa sürüklendiği iddia edilen mağdur kadın ve çocuğun kimliklerinin tespit edilerek beyanlarına başvurulmadığını, tanık ifadeleri arasındaki açık çelişkilerin giderilmediğini ve sanığın suçlamaları kabul etmemesine rağmen eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek yerel mahkemenin mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay kararında, ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması ve delillerin eksiksiz toplanması yükümlülüğü vurgulanmıştır. Çocuğu fuhşa teşvik suçuna ilişkin olarak, mağdur çocuğun soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dinlenmediği, başka bir davadaki beyanında fuhuş veya aracılık iddiasında bulunmadığı ve tek tanığın beyanları arasında belirgin çelişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Yetişkine yönelik fuhuş suçu bakımından ise, fuhşa sürüklendiği iddia edilen kadının kimliğinin dahi belirlenmediği ve beyanının alınmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay, mağdurun beyanına başvurulmadan ve tanık çelişkileri giderilmeden mahkûmiyet kararı verilmesini eksik inceleme niteliğinde görmüştür.

“…mağdur … dinlenmeden ve tanık …’ın beyanları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde çocuğu fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek veya yer temin etmek suçundan mahkumiyetine karar verilmesi… olayın mağduru tespit edilip beyanı alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde sanığın bir kimseyi fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek veya yer temin etmek suçundan mahkumiyetine karar verilmesi…”

Değerlendirme

Bu karar, fuhuş suçlarında (TCK m. 227) eksik inceleme yasağının ve ceza yargılamasındaki ispat standartlarının sınırlarını çizmesi bakımından oldukça önemlidir.

Fuhuş suçu, mağduru belirli veya belirlenebilir nitelikte olan suçlardandır. Mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için fuhşa sürüklendiği iddia edilen kişinin açık kimliğinin tespit edilmesi, soruşturma veya kovuşturma makamlarınca bizzat dinlenerek beyanının alınması zorunludur. Kimliği belirsiz veya beyanı alınmamış kişilerin varlığına dayanılarak, yalnızca çelişkili tanık ifadeleri veya duyuma dayalı anlatımlarla sanık hakkında ceza tayin edilmesi adil yargılanma hakkına ve ceza hukukunun temel ilkelerine aykırılık teşkil eder. Yargıtay bu kararıyla, somut olayda mağdurun tespiti ile tanık beyanlarındaki çelişkilerin çözülmesini mahkûmiyetin ön şartı olarak değerlendirmiştir.

Fuhuş Suçunda Yer Temin Etme, İkrarın Delil Değeri ve Aleyhe Temyiz Olmaması Halinde Eleştiriyle Onama

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/8974 E. – 2023/18794 K., 23.05.2023 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında, deposunu mağdurun fuhuş yapması amacıyla kullanmasına izin vermesi ve paranın bir kısmını alması eylemleri nedeniyle TCK m. 227/2 uyarınca fuhuş suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Sanık müdafii; fuhuş suçunun işlenmediğini, şikâyet bulunmadığını ve beraat verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi; fuhuş suçunun şikâyete tabi olmadığını, sanığın ikrarı, mağdur anlatımı ve tanık beyanlarıyla suçun sübuta erdiğini kabul etmiş; sanık hakkında zincirleme suç (TCK m. 43/1) hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemişse de aleyhe temyiz bulunmaması sebebiyle kararı eleştirerek onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay kararında; fuhuş suçunun takibi şikâyete bağlı olmayan suçlar arasında yer aldığı belirtilerek, mağdurun şikâyetçi olmamasının dava veya ceza şartını ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır. Somut olayda, mağdurun sanığa ait depoyu fuhuş için kullandığına ve elde ettiği kazancın bir kısmını verdiğine yönelik beyanı ile sanığın, depoyu mağdurun fuhuş yaptığını bilerek verdiğine dair ikrarı birlikte değerlendirilmiştir.

Bununla birlikte Yargıtay, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda mağdurun fuhuş yapması için yer temin etmesi karşısında TCK m. 43/1 uyarınca cezasının artırılması gerektiğine dikkat çekmiştir. Ancak temyiz başvurusu yalnızca sanık müdafii tarafından yapıldığından ve aleyhe temyiz (cumhuriyet savcısı veya katılan taraf temyizi) bulunmadığından, ceza miktarı sanık aleyhine artırılamamış ve bu husus bozma sebebi yapılmayıp eleştiri konusu yapılarak hüküm onanmıştır.

“…sanığın, üzerine atılı şikâyete tabi olmayan fuhuş suçunun sübuta ermesi ve mahkûmiyeti yönündeki Mahkemenin kabul ve uygulaması… Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda mağduru birden fazla kez fuhuş yapmaya teşvik etmesi ve mağdurun fuhuş yapması için yer temin etmesinden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı…”

Değerlendirme

Bu karar, fuhuş suçlarında (TCK m. 227) yer temin etme fiilinin sübut koşulları ile ceza muhakemesi hukukundaki aleyhe bozma yasağının (reformatio in peius) somut bir uygulamasıdır.

Fuhuş suçu, genel ahlakı ve bireyin onurunu korumayı amaçlayan, resen soruşturulan bir suç tipidir. Failin, mağdurun fuhuş yapacağını bilerek taşınmazını veya bir mekanını (depo, ev vb.) kullanıma sunması yer temin etme seçimlik hareketini tamamlar. Kararda ayrıca ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan aleyhe bozma yasağına titizlikle uyulduğu görülmektedir. Sanığın lehine olan temyiz başvurusunda, yerel mahkemenin eksik ceza tayin ettiği (zincirleme suç hükmünü uygulamadığı) tespit edilse dahi, iddia makamının veya katılanın aleyhe temyizi olmaması halinde ceza artırılamaz. Yargıtay bu eksikliği ilkesel olarak kararda eleştirmekle yetinip cezayı sanık aleyhine bozmayarak temyiz denetim sınırını korumuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Fuhuş yapmak suç mudur?

Hayır. Fuhşun kendisi, yani fuhuş yapan kişinin bizzat eylemi, TCK kapsamında bir suç olarak düzenlenmemiştir. TCK 227 yalnızca üçüncü kişilerin fuhşa teşvik, aracılık, yer temin etme gibi fiillerini cezalandırır. Fuhşa sürüklenen kişi mağdur olarak kabul edilir ve sekizinci fıkraya göre tedaviye veya psikolojik terapiye tabi tutulabilir.

Fuhuş suçunun cezası nedir?

Ceza, mağdurun yaşına ve fiilin biçimine göre değişir. Bir çocuğun fuhşa sürüklenmesinde ceza dört yıldan on yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; bir yetişkine yönelik fiillerde ise iki yıldan dört yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanma gibi nitelikli hâllerde ceza artırılır.

Fuhşa sürüklenen kişi cezalandırılır mı?

Hayır. Fuhşa sürüklenen kişi bu suçun faili değil, mağdurudur ve cezalandırılmaz. Kanun, bu kişiyi koruyan bir yaklaşım benimser; sekizinci fıkra uyarınca fuhşa sürüklenen kişi tedaviye veya psikolojik terapiye tabi tutulabilir. Hiçbir değerlendirme bu kişiyi suçlayan veya kusurlu gösteren bir nitelikte olmamalıdır.

Fuhuş suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Fuhuş suçu topluma karşı işlenen suçlardan olduğundan şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur ve uzlaştırma kapsamında değildir. Suç yalnızca kastla işlenebilir.

Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Yer Temin Etme Suçu Bakımından Sonuç

Fuhuş suçu (TCK 227), fuhşun kendisini değil, üçüncü kişilerin fuhşa teşvik, aracılık ve yer temin etme gibi faaliyetlerini cezalandıran, mağdur odaklı bir suç tipidir. Maddenin merkezinde, çocuk mağdur (dört yıldan on yıla kadar) ile yetişkin mağdur (iki yıldan dört yıla kadar) arasındaki yaş temelli ayrım yer alır. Cebir, tehdit, hile ve çaresizlikten yararlanma gibi nitelikli hâllerde ceza artırılır; sekizinci fıkra ise fuhşa sürüklenen kişiyi mağdur kabul ederek tedavi ve terapi imkânı öngörür. Suç resen soruşturulur, kastla işlenir ve fuhşa sürüklenen kişi hiçbir biçimde cezalandırılan taraf değildir.

Bu suç tipi, genel ahlaka karşı suçlar bölümünün bir parçasıdır; bölümün diğer suçları ve ortak sistematiği için ilgili rehberimizi inceleyebilirsiniz. Ceza hukuku alanındaki diğer hizmetlerimiz için İstanbul’da ceza hukuku alanında yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında bilgi alabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

3 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir