Yasak Cihaz veya Programlar Suçu (TCK 245/A)

Yasak Cihaz veya Programlar Suçu

Yasak cihaz veya programlar suçu (TCK 245/A), bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılan; bilişim suçlarının işlenmesine yarayan cihaz, program, şifre veya güvenlik kodlarının imal edilmesini, bulundurulmasını ya da ticaretini yasaklayan bir suç tipidir. 24.03.2016 tarihli ve 6698 sayılı Kanun’un 30. maddesiyle Türk Ceza Kanunu‘na eklenen ve 07.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren bu hüküm, henüz asıl bilişim suçu işlenmeden, yalnızca hazırlık niteliğindeki fiilleri dahi cezalandırılabilir kılan istisnai bir düzenlemedir. Bu yazıda suçun unsurlarını, “münhasıran” ibaresinin belirleyici işlevini, TCK 244 ve TCK 245 ile arasındaki içtima ilişkisini ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin konuya yaklaşımını somut kararlar üzerinden ele alıyoruz.

Bu suç, özellikle bilgi teknolojileri ve siber güvenlik alanında çalışan profesyonelleri yakından ilgilendirir; çünkü meşru amaçlarla (sistem yönetimi, akademik araştırma, izinli güvenlik testi) araç bulunduranlar ile suç işleme amacı taşıyanlar arasındaki sınır, bu maddede düğümlenir. Önemle belirtmek gerekir ki bu yazıda, herhangi bir aracın nasıl yapıldığına veya kullanıldığına dair hiçbir teknik veya operasyonel bilgi yer almaz; içerik yalnızca hukuki tanım, unsur ve ceza düzeyindedir. Suçun bölümdeki diğer suçlarla ilişkisini görmek için bilişim alanında suçlar başlıklı genel rehberimize de bakabilirsiniz.

Yasak Cihaz veya Programlar Suçu Nedir? (TCK 245/A)

Yasak cihaz veya programlar suçu, belirli araçların, yalnızca bilişim suçlarının işlenmesine yönelik olarak yapılmış olması hâlinde, bu araçlarla ilgili çeşitli fiilleri (imal, ithal, bulundurma, satış vb.) cezalandırır. Buradaki mantık, bilişim sistemlerine yönelik ciddi tehlikeleri kaynağında önlemektir. Kanun koyucu, asıl suçun işlenmesini beklemeden, bu suçlara özgü olarak hazırlanmış araçların dolaşımını ve bulundurulmasını suç saymıştır.

Suçun konusu; bir cihaz, bilgisayar programı, şifre veya sair güvenlik kodudur. Ancak bu araçların suç oluşturması, kendiliğinden değil, yalnızca belirli bir koşulun (aşağıda ele alacağımız “münhasıran” unsurunun) varlığı hâlinde söz konusudur. Bu koşul, suçun kapsamını meşru araçlardan ayıran temel süzgeçtir.

Kanun Metni ve Suçun Niteliği

TCK 245/A, tek fıkradan oluşur. Buna göre; bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun, münhasıran bu bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Görüldüğü gibi hüküm, hem suçun konusunu (cihaz, program, şifre, güvenlik kodu) hem de bu konu üzerinde gerçekleştirilen geniş bir fiil yelpazesini kapsar. Suçun niteliği bakımından belirleyici olan, bu araçların “münhasıran” suç işlemek için yapılmış olmasıdır; bu unsur bulunmadığında suç oluşmaz.

Madde 07.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten önce işlenen fiiller bakımından TCK 245/A uygulanamaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 26.10.2022 tarihli, 2021/18538 E., 2022/15447 K. Sayılı Kararında; suç tarihi 15.12.2014 olan bir olayda, sanıklarda kart kopyalama düzeneği ele geçirilmesine rağmen, bu maddenin suç tarihinden sonra 07.04.2016’da yürürlüğe girdiğini vurgulayarak, TCK’nın 7/1. maddesindeki “kanunsuz suç olmaz” ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, maddenin geriye yürümeyeceğini somut biçimde ortaya koyar.

Suçun Konusu: Cihaz, Program, Şifre ve Güvenlik Kodu

Madde, suçun konusunu dört kategori hâlinde sayar. Bu kategorilerin kapsamını genel hatlarıyla bilmek, suçun sınırlarını anlamayı kolaylaştırır:

  • Cihaz: Bilişim suçlarının işlenmesine yönelik olarak yapılmış fiziksel donanım veya aygıtlar.
  • Bilgisayar programı: Belirli bir işlevi yerine getirmek üzere hazırlanmış yazılımlar.
  • Şifre: Bir sisteme veya veriye erişimi sağlayan gizli erişim bilgileri.
  • Sair güvenlik kodu: Yukarıdakiler dışında kalan, güvenlik amacıyla kullanılan her türlü kod.

Bu sayımın önemli bir yönü, şifre ve güvenlik kodlarının da suçun konusu olabilmesidir. Yani yalnızca bir donanım veya yazılım değil, bir sisteme yetkisiz erişim sağlayacak nitelikte hazırlanmış şifreler ve kodlar da bu madde kapsamına girebilir. Ancak burada da belirleyici olan, söz konusu araç veya bilginin münhasıran suç işlemek için yapılmış veya oluşturulmuş olmasıdır. Bu yazıda, bu araçların hiçbirinin nasıl oluşturulduğuna dair teknik bilgi verilmemekte; yalnızca hukuki kategoriler tanıtılmaktadır.

Hazırlık Suçu Kavramı: Neden İstisnai Bir Düzenleme?

Ceza hukukunda kural olarak hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Bir suçun işlenmesi çoğunlukla düşünce, hazırlık, icra ve tamamlanma aşamalarından geçer; ceza sorumluluğu ise kural olarak en erken icra hareketleriyle (yani teşebbüs aşamasıyla) başlar. Hazırlık aşamasında kalan davranışlar, kural olarak cezalandırılmaz.

TCK 245/A ise bu kuralın istisnasıdır. Kanun koyucu, bilişim sistemlerinin taşıdığı özel önem ve bu sistemlere yönelik tehlikelerin ağırlığı nedeniyle, asıl suçun işlenmesine hazırlık niteliğindeki bazı fiilleri istisnaen ve açıkça suç saymıştır. Doktrinde bu suç, kanunda açıkça gösterilmiş tipik bir hazırlık suçu olarak nitelendirilir. Bu niteleme, suçun neden asıl suç işlenmeden dahi oluşabileceğini açıklar: burada cezalandırılan, asıl suçun kendisi değil, o suça özgü olarak hazırlanmış araçların dolaşımıdır.

En Kritik Unsur: “Münhasıran” İbaresi

Bu suçun en kritik ve sınırlayıcı unsuru, kanun metnindeki “münhasıran” ibaresidir. Bu ibare, ancak yalnızca bilişim suçlarının işlenmesi amacıyla yapılmış veya oluşturulmuş araçları suçun kapsamına alır. Başka bir deyişle, bir araç yalnızca ve sırf suç işlemek için tasarlanmışsa bu madde kapsamına girer.

Bu unsurun pratik sonucu son derece önemlidir: meşru amaçlarla kullanılan araçlar bu suçun kapsamı dışındadır. Bilgi teknolojileri alanında, sistem yönetimi, ağ yönetimi, akademik araştırma veya sistem sahibinin yazılı izniyle yürütülen güvenlik testleri gibi meşru amaçlarla kullanılan pek çok araç, aynı zamanda kötüye kullanıma da elverişli olabilir. İşte “münhasıran” ibaresi tam da burada devreye girer: bir aracın meşru kullanım alanları varsa ve yalnızca suç işlemek için tasarlanmamışsa, salt bu aracın bulundurulması bu suçu oluşturmaz.

Bu ayrım, özellikle bilgi güvenliği profesyonelleri, sistem yöneticileri ve bu alandaki öğrenciler için can alıcı öneme sahiptir. Meşru bir amaçla araç bulunduran bir uzman ile, o aracı yalnızca suç işlemek için elinde bulunduran bir kişi arasındaki fark, “münhasıran” unsurunda ve failin kastında düğümlenir. Bu nedenle bu meslek grubunun, bulundurdukları araçların niteliğini ve kullanım amacını belgeleyebilir durumda olması, olası bir isnat karşısında önemlidir. Bu noktada, sistem sahibinin rızasıyla yürütülen faaliyetlerin hukuka uygunluk nedenleri çerçevesinde değerlendirilebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Çift Kullanımlı Araçlar ve Öğrenci/Araştırmacı Kaygıları

Bilgi teknolojileri alanında pek çok araç, hem meşru hem de kötüye kullanılabilir niteliktedir; bunlara çoğu zaman “çift kullanımlı” araçlar denir. Aynı araç, bir sistem yöneticisinin elinde ağın güvenliğini denetlemeye yararken, kötü niyetli bir kişinin elinde bir saldırının parçası hâline gelebilir. TCK 245/A’nın “münhasıran” unsuru, tam da bu ayrımı korumak için konulmuştur: meşru kullanım alanları da bulunan, yani yalnızca suç işlemek için tasarlanmamış araçlar, salt bulundurulmaları nedeniyle suç oluşturmaz.

Bu durum, siber güvenlik alanında öğrenim gören öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için önemli bir güvence sağlar. Eğitim, araştırma veya yetkilendirilmiş test amacıyla, meşru kullanım alanı bulunan araçlarla çalışmak, bu araçların münhasıran suç işlemeye yönelik olmaması kaydıyla, bu suçu oluşturmaz. Yine de, bu araçların hangi amaçla ve hangi yetki çerçevesinde kullanıldığının açık ve belgelenebilir olması, olası bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek bakımından değerlidir.

Önemle vurgulamak gerekir ki, bu değerlendirmeler yalnızca hukuki çerçeveye ilişkindir. “Hacker” kelimesinin gündelik dildeki olumsuz çağrışımı ile, ilgilinin rızası dahilinde yürütülen meşru güvenlik testi veya araştırma faaliyeti birbirinden özenle ayrılmalıdır. Hukuk, bir mesleği veya faaliyeti değil, somut bir fiili ve o fiildeki kastı değerlendirir.

Cezalandırılan Fiiller: İmal, İthal, Bulundurma, Satış

Madde, münhasıran suç işlemek için yapılmış araçlar üzerinde gerçekleştirilebilecek geniş bir fiil yelpazesini sayar. Bu fiiller şunlardır:

  • İmal etmek (üretmek)
  • İthal etmek
  • Sevk etmek
  • Nakletmek
  • Depolamak
  • Kabul etmek
  • Satmak
  • Satışa arz etmek
  • Satın almak
  • Başkalarına vermek
  • Bulundurmak

Bu geniş sayım, aracın üretiminden nihai bulundurulmasına kadar zincirin her halkasını kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Böylece, yalnızca aracı üreten değil; onu taşıyan, depolayan, satan ya da yalnızca elinde bulunduran kişi de suçun faili olabilir. Bu fiillerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi, diğer unsurların da bulunması hâlinde suçun oluşması için yeterlidir.

Bulundurmanın Tek Başına Yeterli Olması: Masum Bulundurma mı, Kast mı?

Maddenin dikkat çeken bir yönü, “bulundurma” fiilinin tek başına suçun oluşması için yeterli sayılmış olmasıdır. Yani failin aracı fiilen kullanması gerekmez; münhasıran suç işlemek için yapılmış bir aracı, bu niteliğini bilerek elinde bulundurması dahi suçu oluşturabilir.

Bu durum, “masumane bulundurma” ile “kastı açık bulundurma” arasındaki ayrımı öne çıkarır. Bir aracı, niteliğini bilmeden veya farkında olmadan elinde bulunduran kişi ile, aracın münhasıran suç işlemeye yönelik olduğunu bilerek bulunduran kişi arasında hukuki bakımdan temel bir fark vardır. Suçun oluşması için failin, bulundurduğu aracın bu nitelikte olduğunu bilmesi ve bu bilinçle hareket etmesi gerekir. Bu bilincin bulunup bulunmadığı, somut olayın koşullarına ve delillere göre değerlendirilir.

Suçun Manevi Unsuru: Kast

Yasak cihaz veya programlar suçu yalnızca kasten işlenebilir. Failin, üzerinde fiil gerçekleştirdiği cihaz, program, şifre veya kodun münhasıran bilişim suçlarının işlenmesi için yapıldığını veya oluşturulduğunu bilerek hareket etmesi gerekir. Suçun taksirle, yani dikkatsizlik veya tedbirsizlikle işlenmesi mümkün değildir.

Bu nedenle, aracın niteliğini bilmeden hareket eden kişi bakımından kastın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Kast unsuru, bu suçta hem “münhasıran” unsuruyla yakından bağlantılıdır hem de meşru amaçla araç bulunduranları suç kapsamının dışında tutan temel süzgeçlerden biridir.

TCK 243 ve TCK 244 ile İlişkisi: İçtima

TCK 245/A, hazırlık niteliğindeki bir araç suçu olduğundan, asıl bilişim suçlarıyla (özellikle bilişim sistemine girme (TCK 243) ve sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK 244) suçlarıyla) sıkı bir ilişki içindedir. Bir kişi, münhasıran suç işlemek için yapılmış bir aracı yalnızca bulunduruyorsa, henüz asıl suç işlenmese dahi TCK 245/A oluşabilir.

Buna karşılık, aynı araç fiilen TCK 243 veya TCK 244 kapsamında bir suçu işlemek için kullanılırsa, hazırlık niteliğindeki 245/A’nın asıl suç içinde erimesi (tüketen-tüketilen norm ilişkisi) tartışılabilir. Bu ihtimalde, hazırlık suçu asıl suçun içinde tüketilmiş sayılabilir ve fail yalnızca asıl suçtan cezalandırılabilir. Ancak bu, mutlak bir sonuç değildir; somut olayda hangi çözümün uygulanacağı, suçların içtimaı kurallarının değerlendirilmesini gerektirir. Bu değerlendirme, aracın niteliğine, kullanım biçimine ve failin fiillerinin bütününe göre yapılır.

Aşağıdaki tablo, bu üç suç arasındaki temel farkı özetler:

MaddeNiteliğiOdak
TCK 243Esas suçSisteme hukuka aykırı erişim
TCK 244Esas suçSisteme/veriye müdahale
TCK 245/AHazırlık suçu (araç suçu)Suç işlemeye yarayan araçların dolaşımı

Bu ilkenin uygulamadaki somut örneğini Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 01.07.2024 tarihli, 2024/17730 E., 2024/5563 K. sayılı kararında görmek mümkündür. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 01.07.2024 tarihli, 2024/17730 E., 2024/5563 K. sayılı kararında; çalıntı kart bilgilerini “White Plastic” adı verilen boş kartlara kopyalamaya yarayan bir kart kopyalama aparatıyla yakalanan sanık hakkında, hem TCK 245/2 (sahte banka veya kredi kartı üretme) hem de TCK 245/A-1 (yasak cihaz veya program bulundurma) maddelerinden ayrı ayrı hüküm kurulmuştur. Yargıtay, TCK’nın 44. maddesindeki “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” hükmü karşısında aynı fiil için iki ayrı mahkumiyet kurulamayacağını, araç suçu niteliğindeki TCK 245/A’nın esas suç olan TCK 245/2 içinde tüketilmesi gerektiğini kabul ederek, sanık hakkında yasak cihaz ve program bulundurma suçundan kurulan hükmün kaldırılması yönündeki kararı onamıştır. Bu, yukarıda değindiğimiz “tüketen-tüketilen norm ilişkisi”nin uygulamadaki en somut örneklerinden biridir: aynı araç hem TCK 245/A’yı hem de TCK 245/2’yi oluşturuyorsa, fail yalnızca ağır olan suçtan cezalandırılır.

TCK 245/A’nın sınırlarının doğru çizilmesi, yalnızca TCK 243 ve TCK 245 ile değil, TCK 244 (sistemi engelleme, bozma) ve mala zarar verme suçuyla karşılaştırılmasını da gerektirir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 24.11.2016 tarihli, 2016/3214 E., 2016/10758 K. sayılı kararı bu noktada yol göstericidir: bir bankanın ATM cihazına kart bilgilerini kopyalayan bir düzenek yerleştiren sanık hakkında ilk derece mahkemesi doğrudan TCK 245/2 ve teşebbüs hükümlerinden hüküm kurmuş; ancak Yargıtay, öncelikle sanığın ATM üzerindeki müdahalesinin bilişim sisteminin kısa süreli de olsa çalışmasını engelleyip engellemediğinin ve bankaya ait bilişim sistemine bir zarar verilip verilmediğinin ilgili banka şubesinden sorulması, ardından eylemin “bilişim sistemini engelleme veya bozma” (TCK 244), “mala zarar verme” ve 07.04.2016’da yürürlüğe giren TCK 245/A hükümleriyle karşılaştırılarak buna göre hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir.

Bu karardan çıkan sonuç nettir: bir ATM’ye veya bilişim sistemine yerleştirilen bir düzeneğin hukuki nitelendirmesi, sistemin işleyişine somut bir zarar verilip verilmediğine göre değişir; sistem etkilenmemişse ve düzenek yalnızca kart veya şifre bilgisi kopyalamaya yarıyorsa TCK 245/A gündeme gelirken, sistemin işleyişi bizzat engellenmiş veya bozulmuşsa TCK 244 devreye girebilir. Hakkınızda bu suçlarla ilgili bir soruşturma ya da kovuşturma yürütülüyorsa bilişim suçlarında uzman bir avukattan destek almak önemlidir.

İştirak: Suçun Birden Fazla Kişiyle İşlenmesi

Yasak cihaz veya programlar suçu, özellikle bu tür araçların üretim ve dağıtım zincirinde, çoğu zaman birden fazla kişinin katılımıyla işlenir. Bir kişinin aracı üretmesi, bir başkasının nakletmesi veya depolaması, bir diğerinin ise satması hâlinde her birinin fiili ayrı ayrı değerlendirilir. Bu tür durumlarda iştirak (suça katılma) hükümleri devreye girer.

Bununla birlikte, maddenin kendine özgü yapısı nedeniyle, zincirin her halkasındaki fiil (imal, nakil, depolama, satış, bulundurma) zaten bağımsız olarak cezalandırılabildiğinden, her kişi çoğu zaman doğrudan kendi fiilinden sorumlu olur. Yine de birden fazla kişinin ortak bir plan çerçevesinde hareket ettiği hâllerde, kimin hangi sıfatla (fail, müşterek fail, yardım eden) suça katıldığının tespiti, cezanın belirlenmesinde önem taşır.

Tüzel Kişiler Bakımından: TCK 246

Yasak cihaz veya programlar suçunun, bu tür araçları ticari ölçekte üreten veya satan bir tüzel kişinin (örneğin bir şirketin) yararına ve faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde TCK 246 gündeme gelebilir. Bu madde bağımsız bir suç öngörmez; bu bölümdeki suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunmasını düzenler. TCK 246 ve tüzel kişilere ilişkin güvenlik tedbirleri, konunun en ayrıntılı işlendiği banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yazımızda ele alınmıştır.

Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Yargılama Usulü

Görevli mahkeme: Yasak cihaz veya programlar suçunda ceza üst sınırı üç yıl olduğundan, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Dava zamanaşımı: Suçun ceza üst sınırı üç yıl olduğundan, dava zamanaşımı süresi TCK 66/1-e uyarınca sekiz yıldır.

Soruşturma usulü ve diğer kurumlar: Suç resen soruşturulur; başlaması için şikâyet aranmaz. Ceza aralığı görece hafif olduğundan, verilecek somut ceza miktarına bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi gibi kurumların koşullarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilebilir. Hapis cezasının yanında öngörülen adli para cezası ise hapis cezasıyla birlikte hükmedilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yasak cihaz veya programlar suçunun cezası nedir?

TCK 245/A uyarınca, münhasıran bilişim suçlarının işlenmesi için yapılmış bir cihaz, program, şifre veya güvenlik kodunu imal eden, ithal eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Güvenlik testi için araç bulundurmak suç mu?

TCK 245/A yalnızca münhasıran suç işlemek için yapılmış araçları kapsar. Sistem yönetimi, akademik araştırma veya sistem sahibinin yazılı izniyle yürütülen güvenlik testi gibi meşru amaçlarla kullanılan ve yalnızca suç işlemek için tasarlanmamış araçlar bu suçun kapsamı dışındadır. Belirleyici olan, aracın münhasıran suç işlemek için yapılıp yapılmadığı ve failin kastıdır. Yine de bu alandaki profesyonellerin, bulundurdukları araçların niteliğini ve amacını belgeleyebilmesi önemlidir.

Sadece bulundurmak suç oluşturur mu?

Evet, bulundurma fiili tek başına suçun oluşması için yeterli olabilir. Failin aracı fiilen kullanması gerekmez; münhasıran suç işlemek için yapılmış bir aracı, bu niteliğini bilerek elinde bulundurmak suçu oluşturabilir. Ancak aracın niteliğini bilmeden, masumane biçimde bulunduran kişi bakımından kastın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

TCK 245/A ne zaman yürürlüğe girdi, bu tarihten önceki fiiller cezalandırılır mı?

TCK 245/A, 6698 sayılı Kanun’un 30. maddesiyle 07.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce işlenen fiiller bakımından uygulanamaz; Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu ilkeyi 2021/18538 E., 2022/15447 K. sayılı kararında, suç tarihi maddenin yürürlüğünden önce olan bir olayda beraat kararı vererek somutlaştırmıştır.

Aynı cihaz hem TCK 245/A’yı hem TCK 245/2’yi oluşturuyorsa, fail her iki suçtan da mı cezalandırılır?

Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/17730 E., 2024/5563 K. sayılı kararına göre, aynı fiil hem yasak cihaz bulundurma (TCK 245/A) hem de sahte kart üretme (TCK 245/2) suçunu oluşturuyorsa, TCK’nın 44. maddesi gereği fail yalnızca ağır olan suçtan (TCK 245/2) cezalandırılır; araç suçu niteliğindeki TCK 245/A ayrıca hükme bağlanmaz.

Sonuç

Yasak cihaz veya programlar suçu (TCK 245/A), bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla, bilişim suçlarının işlenmesine yarayan araçları kaynağında hedef alan, hazırlık niteliğinde istisnai bir suç tipidir. Suçun kapsamını belirleyen en kritik unsur, “münhasıran” ibaresidir; bu ibare, yalnızca suç işlemek için yapılmış araçları kapsam içine alırken, meşru amaçlarla kullanılan araçları dışında bırakır. Bu ayrım, özellikle bilgi güvenliği alanında çalışan profesyoneller için hayati önem taşır. Ayrıca bulundurma fiilinin tek başına yeterli olması, kast unsurunun bu suçta ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin yerleşik uygulaması, bu maddenin ne zaman uygulanacağını (yürürlük tarihinden sonraki fiiller) ve ne zaman esas suç içinde eriyeceğini (içtima) somut olaylarla netleştirmiştir; savunma stratejisi kurulurken bu iki nokta gözden kaçırılmamalıdır.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir