Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçu (TCK-238)

kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma

İçindekiler

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 238. maddesinde düzenlenen ve taahhüt edilen bir işin yerine getirilmemesi yoluyla zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkmasına neden olmayı cezalandıran bir suç tipidir. Madde metnine göre, taahhüt ettiği işi yerine getirmeyerek kamu kurum ve kuruluşları veya kamu hizmeti ya da genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu yazıda suçun unsurlarını, taahhüt ilişkisinin önemini ve yargılama usulünü ele alıyoruz.

Bu suç, ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümünün en dar uygulama alanına sahip maddelerinden biridir; ancak piyasa ve arz güvenliği bakımından taşıdığı önem nedeniyle bölümde kendine özgü bir yer tutar. Bölümün genel çerçevesi için ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar rehberimize bakabilirsiniz.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 238 – Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma: “Taahhüt ettiği işi yerine getirmeyerek, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu hizmeti veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına neden olan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.”

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçu Nedir? (TCK 238)

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu, temel olarak bir tedarik ya da hizmet taahhüdünün yerine getirilmemesi sonucu, toplum için zorunlu olan eşya veya besinlerin piyasadan çekilmesini ya da önemli ölçüde azalmasını önlemeyi amaçlar. Suç, aktif bir hareketle değil; taahhüt edilen işin yapılmaması, yani bir ihmali davranışla işlenir. Failin, önceden üstlendiği bir edimi yerine getirmemesi ve bunun sonucunda maddede belirtilen zorunlu şeylerin yokluğuna neden olması gerekir.

Suçun anlaşılabilmesi için iki unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekir: birincisi, failin önceden bir taahhüt ilişkisi içinde olması; ikincisi, bu taahhüdün ihlali sonucunda zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkması ya da önemli ölçüde azalması, yani belirli bir neticenin doğması. Bu iki unsur birlikte gerçekleşmedikçe suç oluşmaz; örneğin taahhüdün ihlal edilmesi tek başına yeterli değildir, ayrıca zorunlu şeylerin yokluğu veya ciddi azalması sonucu da meydana gelmelidir.

Cezanın adli para cezasıyla birlikte öngörülmüş olması da dikkat çeker: madde, hapis cezasının yanında “bin güne kadar adlî para cezası” öngörür; buradaki “ve” bağlacı, iki yaptırımın birlikte (kümülatif) uygulandığını gösterir. Adli para cezası bu suçta hapis cezasına eşlik eden ayrı bir yaptırımdır.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Bu suçla korunan hukuki değer, kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi ile toplumun zorunlu ihtiyaç maddelerine erişiminin güvence altına alınmasıdır. Kanun koyucu, özellikle kamu kurumlarının işleyişi, kamu hizmetinin görülmesi veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu olan eşya ve besinlerin, bir taahhüdün ihlali nedeniyle ortadan kalkmasını ciddi bir tehlike olarak görmüş ve bu davranışı suç saymıştır.

Bu yönüyle suç, fiyatları etkileme (TCK 237) ve mal veya hizmet satımından kaçınma (TCK 240) suçlarıyla birlikte “piyasa ve arz düzenine karşı suçlar” alt grubunda yer alır. Üçünün ortak paydası, toplumun ekonomik yaşamının ve temel ihtiyaçlara erişiminin korunmasıdır. Ancak TCK 238, diğerlerinden farklı olarak, önceden bir taahhüt altına girmiş kişilerin bu taahhüdü ihlal etmesine odaklanır.

Korunan değerin bu kamusal ve toplumsal niteliği, suçun neden belirli bir mağdura değil topluma karşı işlenmiş sayıldığını da açıklar. Zorunlu eşya veya besinlerin yokluğu, tek bir kişiyi değil, kamu hizmetinden yararlanan geniş bir kesimi ya da bir felaketle mücadele eden toplumun tamamını etkiler. Bu nedenle suç, bireysel bir zarardan çok, kamusal bir tehlikeyi önlemeye yöneliktir ve resen soruşturulur. Bu özellik, suçun ceza hukuku sistematiğindeki yerini ve topluma karşı suçlar arasında düzenlenmiş olmasını da açıklar.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunun Maddi Unsurları: Taahhüdün İhlali ve Netice

Taahhüt İlişkisi

Suçun ön koşulu, failin önceden bir taahhüt (edim yükümlülüğü) altına girmiş olmasıdır. Yani fail, kamu kurum ve kuruluşlarına, bir kamu hizmetine ya da genel bir felaketin önlenmesine ilişkin olarak belirli bir eşya veya besinin tedariki veya bir işin yapılması konusunda yükümlülük üstlenmiş olmalıdır. Bu taahhüt olmaksızın, sadece piyasada bir malın azalmasına yol açan davranışlar bu suç kapsamında değildir.

Bu taahhüt ilişkisi, suçun kapsamını doğal olarak sınırlar: herkes değil, yalnızca kamuya karşı bir edim yükümlülüğü üstlenmiş kişiler bu suçun faili olabilir. Aşağıda ele alacağımız gibi, bu durum klasik anlamda bir özgü suç sıfatından ziyade, fiilin doğası gereği ortaya çıkan bir sınırlamadır.

İhmali Hareket: İşin Yerine Getirilmemesi

Suçun hareket unsuru, taahhüt edilen işin yerine getirilmemesidir. Bu, aktif bir davranış değil, bir ihmalle (yapmama) gerçekleşir. Fail, üstlendiği tedarik ya da hizmet yükümlülüğünü bilerek yerine getirmez ve böylece maddede öngörülen sonuca yol açar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, taahhüdün ihlalinin ceza hukuku anlamında suç oluşturması için, aşağıda ele alacağımız neticeye yol açmış olması gerektiğidir.

Netice: Zorunlu Eşya veya Besinlerin Yokluğu ya da Azalması

Suç bir netice suçudur: taahhüdün ihlali sonucunda, kamu kurum ve kuruluşları, kamu hizmeti ya da genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkması veya önemli ölçüde azalması gerekir. Bu netice gerçekleşmedikçe suç tamamlanmaz. Örneğin taahhüt ihlal edilmiş ancak zorunlu şeylerin arzında herhangi bir yokluk ya da önemli azalma meydana gelmemişse, bu suç oluşmaz; olsa olsa taahhüdün ihlaline ilişkin özel hukuk veya idari sonuçlar gündeme gelir.

“Önemli ölçüde azalma” ifadesi, sıradan ve önemsiz bir azalmanın suç oluşturmayacağını gösterir; azalmanın, kamu hizmetinin görülmesini veya toplumun temel ihtiyaçlarına erişimini ciddi biçimde etkileyecek düzeyde olması gerekir. Bu değerlendirme somut olaya, söz konusu eşya veya besinin niteliğine ve kamusal önemine göre yapılır.

Yargıtay ve Doktrin Işığında Suçun Oluşması İçin Aranan Şartlar

Yargı uygulaması ve doktrinde kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçunun oluşabilmesi için birtakım şartların birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır. Maddeler halinde saymak gerekirse TCK 238 kapsamındaki suçun oluşması için;

  1. Failin, kamu kurum ve kuruluşlarına, bir kamu hizmetine veya genel bir felaketin önlenmesine yönelik olarak önceden bir taahhüt (edim yükümlülüğü) altına girmiş olması,
  2. Bu taahhüdün fail tarafından yerine getirilmemesi, yani aktif bir hareketle değil ihmali bir davranışla ihlal edilmesi,
  3. Taahhüdün ihlali sonucunda zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkması ya da önemli ölçüde azalması şeklinde somut bir neticenin gerçekleşmesi,
  4. Taahhüt ile bu netice arasında illiyet bağının bulunması, yani zorunlu şeylerin yokluğunun başka bir nedenden değil doğrudan taahhüdün ihlalinden kaynaklanması,
  5. Failin, taahhüdü ihlal ettiğinin ve bunun sonucunda zorunlu şeylerin yokluğuna yol açabileceğinin bilincinde olarak, yani kastla hareket etmesi

gerekmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması, örneğin taahhüt ilişkisinin bulunmaması veya netice unsurunun gerçekleşmemiş olması, TCK 238 anlamında suçun oluşmasını engeller.

“Genel Bir Felaketin Önlenmesi” Kavramı

Madde metnindeki “genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinler” ifadesi, suçun özellikle olağanüstü durumlar bakımından taşıdığı önemi gösterir. Bu ifade; doğal afetler (deprem, sel gibi), salgın hastalıklar veya benzeri toplumsal ölçekli olağanüstü durumların önlenmesi ya da etkilerinin azaltılması için yapılan tedarik taahhütlerini kapsar. Böyle dönemlerde belirli eşya veya besinlerin tedariki toplumsal açıdan kritik hâle geldiğinden, bu taahhütlerin ihlali ağır sonuçlar doğurabilir.

Bu unsur, suçun neden yalnızca sıradan bir ticari yükümlülük ihlali olarak görülemeyeceğini de açıklar. Genel bir felaketin önlenmesine yönelik zorunlu tedariklerin aksatılması, doğrudan kamu düzenini ve toplum güvenliğini tehdit ettiğinden, kanun koyucu bu davranışı ceza hukuku alanına taşımıştır. Olağanüstü dönemlerdeki kamusal tedarik taahhütlerinin bu madde kapsamında özel bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır.

Bununla birlikte, “genel felaket” ifadesinin varlığı, suçun yalnızca olağanüstü dönemlerle sınırlı olduğu anlamına gelmez. Madde metni, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmetinin sürdürülmesi için zorunlu eşya ve besinleri de ayrıca sayar. Dolayısıyla suç, hem olağan dönemlerde kamu hizmetinin görülmesi için gerekli zorunlu tedarikleri hem de olağanüstü dönemlerde felaketle mücadele için gerekli zorunlu tedarikleri kapsar. Belirleyici olan, söz konusu eşya veya besinin toplumsal açıdan taşıdığı zorunluluk düzeyidir.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunda Fail: Taahhüt Altındaki Kişi

Bu suçun faili, ancak önceden kamuya karşı bir edim yükümlülüğü (taahhüt) üstlenmiş kişilerdir. Bu nedenle suç, herkes tarafından işlenebilen bir suç değildir; fail çevresi, taahhüt ilişkisiyle sınırlıdır. Ancak bu sınırlama, teknik anlamda klasik bir özgü suç sıfatından biraz farklıdır: kanun, faile belirli bir statü (örneğin memur, tacir gibi) atfetmez; sınırlama, fiilin doğası gereği, yani ancak bir taahhüdü olan kişinin bu taahhüdü ihlal edebilmesinden kaynaklanır.

Bu ayrım, uygulamada önem taşır. Taahhüt ilişkisinin bulunup bulunmadığı, failin gerçekten bir edim yükümlülüğü altında olup olmadığı ve bu yükümlülüğün kapsamı, suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ilk incelenecek hususlardandır. Taahhüt ilişkisi bulunmayan bir kişinin davranışı, bu suçu oluşturmaz.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunda Manevi Unsur: Kast

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu kastla işlenir. Failin, üstlendiği taahhüdü yerine getirmediğini bilmesi ve bunun sonucunda zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkabileceğini ya da önemli ölçüde azalabileceğini öngörerek hareket etmesi gerekir. Yani fail, hem taahhüdü ihlal ettiğinin hem de bu ihlalin doğuracağı sonucun bilincinde olmalıdır.

Bu nokta, savunma bakımından kritik önemdedir. Taahhüdün, failin iradesi dışındaki nedenlerle (mücbir sebep, tedarik zincirindeki beklenmedik aksaklıklar, karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi) yerine getirilememesi hâlinde kastın varlığı tartışmalı hâle gelir. Kasten değil de kusurlu bir ihmalle ya da elde olmayan nedenlerle taahhüdün ihlal edildiği durumlarda, suçun manevi unsuru gerçekleşmeyebilir.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunun Diğer Piyasa Suçlarıyla İlişki (TCK 237 ve 240)

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu, fiyatları etkileme (TCK 237) ve mal veya hizmet satımından kaçınma (TCK 240) suçlarıyla aynı alt grupta yer alır ve birlikte piyasa ile arz düzenini korur. Üç suç da toplumun ekonomik yaşamına ve temel ihtiyaçlara erişimine yönelen tehditleri cezalandırır; ancak her biri farklı bir davranış biçimine odaklanır.

Aralarındaki fark şöyle özetlenebilir: TCK 237 fiyatların yalan haber veya hile ile yapay olarak etkilenmesini; TCK 238 bir taahhüdün ihlali sonucunda zorunlu şeylerin yokluğunu; TCK 240 ise belli bir malın satılmaktan kaçınılmasıyla kamusal bir aciliyetin doğmasını cezalandırır. TCK 238’i diğerlerinden ayıran temel özellik, önceden bir taahhüt ilişkisinin bulunması ve suçun bu taahhüdün ihlaliyle işlenmesidir. Aynı olayda birden fazla suçun gündeme gelmesi hâlinde suçların içtimaı kuralları uygulanır.

MaddeSuçHareketCeza
TCK 237Fiyatları EtkilemeYalan haber veya hileli yollarla fiyatları yapay olarak etkileme1-3 yıl hapis + adli para; netice gerçekleşirse ve fail ruhsatlı simsar/borsa tellalı ise ayrı ayrı yarı oranında artırım
TCK 238Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden OlmaTaahhüt edilen işin yerine getirilmemesi sonucu zorunlu eşya/besinin yokluğu veya önemli azalması1 yıldan 3 yıla kadar hapis + 1.000 güne kadar adli para
TCK 240Mal veya Hizmet Satımından KaçınmaBelirli bir malı/hizmeti haklı sebep olmaksızın satmaktan kaçınarak kamu için acil ihtiyaç doğurma1 yıldan 3 yıla kadar hapis (adli para öngörülmemiş)

İhaleye ve Edimin İfasına Fesat Karıştırmadan Farkı

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu, bir taahhüdün ihlaliyle işlendiği için ilk bakışta edimin ifasına fesat karıştırma (TCK 236) suçuyla karıştırılabilir. Oysa iki suç önemli ölçüde farklıdır. TCK 236, taahhüt edilen edimin hileli biçimde eksik ya da niteliksiz ifa edilip ifa edilmiş gibi kabul edilmesini cezalandırır; burada hile ve gerçeğe aykırı kabul ön plandadır. TCK 238 ise taahhüdün hiç yerine getirilmemesi ve bunun sonucunda zorunlu şeylerin yokluğuna yol açılmasıyla ilgilidir; burada aranan hile değil, edimin ifa edilmemesi ve buna bağlı neticedir.

Benzer şekilde, ihaleye fesat karıştırma (TCK 235) ihale sürecinin dürüstlüğünü korurken, TCK 238 ihalenin nasıl sonuçlandığıyla değil, üstlenilen edimin yerine getirilmemesinin toplumsal sonuçlarıyla ilgilenir. Kısacası TCK 235 ve 236 kamu ihalelerinin dürüstlüğünü, TCK 238 ise zorunlu malların arz güvenliğini korur. Bu ayrım, aynı olayda hangi suçun oluştuğunun doğru belirlenmesi bakımından önem taşır.

Stokçuluk ve Fahiş Fiyat Uygulamalarına İlişkin İdari Yaptırımlardan Farkı

Uygulamada sık karıştırılan bir konu, TCK 238’deki suç ile stokçuluk ve fahiş fiyat uygulamalarına ilişkin idari yaptırımların birbirinden farklı olmasıdır. Ticaret mevzuatında, malların piyasaya arzının haksız biçimde kısıtlanması (stokçuluk) veya fahiş fiyatla satılması gibi davranışlar için idari para cezası öngören ayrı düzenlemeler bulunur. Bu idari yaptırımlar, bir idari makam tarafından uygulanır ve amacı piyasa düzenini idari yollarla korumaktır.

Buna karşılık TCK 238’deki suç, bir ceza hukuku yaptırımıdır; ceza mahkemesi tarafından yargılanır ve hapis cezasıyla sonuçlanır. İki kurum arasındaki temel fark, TCK 238’in önceden bir taahhüt ilişkisinin bulunmasını ve bu taahhüdün ihlaliyle zorunlu şeylerin yokluğuna yol açılmasını aramasıdır. Sıradan bir stokçuluk veya fahiş fiyat davranışı, bir taahhüt ihlaline ve maddede öngörülen neticeye dayanmadığı sürece TCK 238 kapsamında değildir; bu tür davranışlar kural olarak ilgili idari yaptırımların konusudur. Bu ayrımın doğru yapılması, olayın hangi hukuki çerçevede değerlendirileceğini belirler.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs ve İştirak

Suç bir netice suçu olduğundan, teşebbüs bakımından değerlendirmeye açıktır. Taahhüdün ihlal edilmesine rağmen, öngörülen netice (zorunlu şeylerin yokluğu veya önemli azalması) henüz gerçekleşmemişse ya da elde olmayan nedenlerle gerçekleşmemişse, teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Ancak suçun ihmali hareketle işlenmesi, teşebbüsün sınırlarının somut olayın özelliklerine göre dikkatle belirlenmesini gerektirir.

Suça iştirak mümkündür. Taahhüdün ihlaline birden fazla kişinin katkıda bulunması hâlinde, her birinin fiile katkısına göre fail, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumluluğu belirlenir. Özellikle taahhüdün bir tüzel kişi (şirket) bünyesinde üstlenildiği hâllerde, karar ve uygulama sürecinde rol alan kişilerin sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK 238’in Ceza Hukukunun Son Çare (Ultima Ratio) İlkesi Bakımından Tartışılması

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu (TCK 238), doktrinde ceza hukukunun son çare (ultima ratio) ilkesi bakımından tartışmalı bir düzenleme olarak değerlendirilir. Tartışmanın temelinde, taahhüdün ihlalinin özünde bir borçlar hukuku meselesi olması ve bu ihlalin idari yaptırımlarla da önlenebilecek bir davranış tipi taşıması yer alır.

Doktrindeki bir görüşe göre, sözleşmesel bir yükümlülüğün ihlali nedeniyle hapis cezası öngörülmesi, ceza hukukunun yalnızca diğer hukuk dallarının yetersiz kaldığı hâllerde devreye girmesi gerektiği ilkesiyle gerilim içindedir; taahhüdün ihlaline özel hukuktaki tazminat sorumluluğu veya idari para cezası gibi yaptırımlarla da karşılık verilebileceği ileri sürülür. Buna karşılık, maddenin savunulan yönü, korunan hukuki değerin salt bireysel bir alacak ilişkisi olmayıp kamu hizmetinin sürekliliği ve toplumun zorunlu ihtiyaçlara erişimi gibi kamusal bir çıkar olmasıdır; bu nedenle kanun koyucu, sıradan sözleşme ihlallerinden farklı olarak, zorunlu eşya veya besinlerin yokluğu gibi ağır bir neticeyi arayarak suçun kapsamını daraltmış ve orantılılığı gözetmiştir.

Uygulamadaki somut sonucu, mahkemelerin taahhüdün ihlali ile netice arasındaki bağlantıyı ve neticenin ağırlığını titizlikle araştırması gerektiğidir; sıradan bir gecikme veya kısmi ifa TCK 238 kapsamında değerlendirilmemeli, madde yalnızca kamusal boyutu olan ciddi tedarik krizlerine uygulanmalıdır. Bu yaklaşım, suçun uygulamada nadiren gündeme gelmesinin de bir açıklamasıdır; madde, istisnai ve ağır sonuçlu taahhüt ihlalleri için tasarlanmış dar kapsamlı bir düzenlemedir.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunda Yaptırım, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçunun cezası, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır. Ceza aralığının görece düşük olması nedeniyle, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi kurumlar gündeme gelebilir; bu değerlendirme hükmedilecek somut ceza miktarına ve failin kişisel durumuna göre yapılır.

Suç resen soruşturulur; şikâyete tabi değildir. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Dava zamanaşımı bakımından, ceza üst sınırı üç yıl olduğundan, suç genel kurallara göre sekiz yıllık dava zamanaşımına tabidir. Zamanaşımını kesen ve durduran işlemler bu sürenin hesabını etkileyebilir.

Yargıtayın bu suça ilişkin içtihadı, uygulamada özellikle zamanaşımı dolduğunda mahkemenin tesis edeceği hükmün niteliği bakımından önem taşır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 17.05.2023 tarihli, 2020/4941 E., 2023/6412 K. sayılı kararında, kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçundan yargılanan sanıklar hakkında yerel mahkemece dava zamanaşımı nedeniyle hükmün “ortadan kaldırılmasına” karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Yargıtaya göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının zamanaşımı nedeniyle sona ermesi hâlinde hükmün “düşme” kararıyla sonuçlandırılması gerekir; “ortadan kaldırılma” ibaresinin kullanılması usul hükümlerine aykırıdır. Karar, bu suça ilişkin yargılamalarda sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin dolması hâlinde mahkemelerin hangi hüküm türünü tesis etmesi gerektiğini somut biçimde ortaya koyması bakımından önemlidir.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçunda Savunma Bakımından Öne Çıkan Hususlar

Bu suç isnadıyla yürütülen bir dosyada savunma, öncelikle taahhüt ilişkisinin ve netice unsurunun gerçekten bulunup bulunmadığına odaklanır. İlk olarak, failin kamuya karşı gerçek bir edim yükümlülüğü altında olup olmadığı incelenmelidir; böyle bir taahhüt yoksa suç oluşmaz. İkinci olarak, taahhüdün ihlali sonucunda zorunlu eşya veya besinlerin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı ya da önemli ölçüde azalıp azalmadığı belirlenmelidir; netice gerçekleşmemişse suç tamamlanmamıştır.

Üçüncü olarak, taahhüdün yerine getirilememesinin failin kastına mı yoksa mücbir sebep, tedarik aksaklığı veya karşı tarafın yükümlülüğünü ihlali gibi elde olmayan nedenlere mi dayandığı değerlendirilmelidir; kast bulunmadığında suç oluşmaz. Bu değerlendirmeler teknik ve dosyaya özgü olduğundan, sürecin başında bir ceza avukatıyla birlikte hareket edilmesi önem taşır. Suçun yürürlükteki metni için Türk Ceza Kanunu’nun resmi metnine başvurabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçunun cezası nedir?

Suçun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır; bu iki yaptırım birlikte (kümülatif) uygulanır. Ceza aralığının düşük olması nedeniyle koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi gibi kurumlar gündeme gelebilir.

Bu suçun faili kimler olabilir?

Bu suçun faili, ancak kamuya karşı önceden bir taahhüt (edim yükümlülüğü) üstlenmiş kişilerdir. Yani herkes değil, yalnızca kamu kurumlarına, kamu hizmetine ya da genel bir felaketin önlenmesine ilişkin tedarik veya iş taahhüdü altına girmiş kişiler fail olabilir. Bu sınırlama, fiilin doğası gereği ortaya çıkar.

Her sözleşme ihlali bu suçu oluşturur mu?

Hayır. Taahhüdün ihlali tek başına yeterli değildir; ayrıca bu ihlalin sonucunda kamu hizmeti veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkması ya da önemli ölçüde azalması gerekir. Bu netice gerçekleşmemişse suç oluşmaz; taahhüt ihlali yalnızca özel hukuk veya idari sonuç doğurur.

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu şikayete tabi midir?

Hayır. TCK 238’de düzenlenen kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu şikayete tabi değildir; resen (kendiliğinden) soruşturulur. Cumhuriyet savcılığı, suçu öğrendiği andan itibaren şikayet beklemeksizin soruşturma başlatabilir.

Bu suçta dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçunun ceza üst sınırı üç yıl olduğundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun genel kuralları uyarınca sekiz yıllık dava zamanaşımına tabidir. Bu süre içinde dava kesin hükümle sonuçlanmazsa, dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilir.

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçunda HAGB uygulanabilir mi?

Evet, koşulları oluştuğu takdirde uygulanabilir. Suçun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis olduğundan, mahkemece hükmedilecek somut ceza miktarı iki yıl veya altında kaldığında ve diğer HAGB şartları (daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyet bulunmaması, zararın giderilmesi, sanığın rızası gibi) sağlandığında HAGB kararı verilebilir.

TCK 238 ile fiyatları etkileme suçu (TCK 237) arasındaki fark nedir?

TCK 237, fiyatların yalan haber veya hileli yollarla yapay olarak etkilenmesini cezalandırırken; TCK 238, önceden üstlenilen bir taahhüdün ihlali sonucunda zorunlu eşya veya besinlerin yokluğuna neden olunmasını cezalandırır. TCK 237’de hile ve yapay fiyat hareketi, TCK 238’de ise taahhüt ilişkisinin ihlali ve buna bağlı netice belirleyicidir.

Taahhüdün mücbir sebep nedeniyle yerine getirilememesi bu suçu oluşturur mu?

Hayır. Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu kastla işlenen bir suçtur; taahhüdün mücbir sebep, tedarik zincirindeki beklenmedik aksaklık veya karşı tarafın kendi yükümlülüğünü yerine getirmemesi gibi failin iradesi dışındaki nedenlerle ihlal edilmesi hâlinde kast unsuru gerçekleşmez ve TCK 238 anlamında suç oluşmaz.

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçunda görevli mahkeme hangisidir?

TCK 238’de düzenlenen bu suça bakmakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Suç resen soruşturulduğundan, Cumhuriyet savcılığının hazırladığı iddianamenin kabulüyle birlikte yargılama asliye ceza mahkemesinde başlar.

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçuna teşebbüs mümkün müdür?

Evet, mümkündür. Suç bir netice suçu olduğundan, taahhüt ihlal edilmesine rağmen zorunlu eşya veya besinlerin yokluğu ya da önemli azalması neticesi elde olmayan nedenlerle henüz gerçekleşmemişse, somut olayın özelliklerine göre teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

Taahhüt bir şirket adına verilmişse, ihlalden kim sorumlu tutulur?

Taahhüdün bir tüzel kişi (şirket) bünyesinde üstlenildiği hâllerde, cezai sorumluluk şirketin kendisine değil, taahhüdün ihlaline ilişkin karar ve uygulama sürecinde fiilen rol alan gerçek kişilere aittir; bu kişilerin fiile katkısına göre fail, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumluluğu ayrı ayrı belirlenir.

Dava zamanaşımı dolduğunda mahkeme hangi kararı verir?

Dava zamanaşımı dolduğunda mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar vermelidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 17.05.2023 tarihli, 2020/4941 E., 2023/6412 K. sayılı kararında da, kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçuna ilişkin bir dosyada zamanaşımı nedeniyle hükmün “ortadan kaldırılmasına” karar verilmesinin isabetsiz olduğu, doğru kararın “düşme” olması gerektiği vurgulanmıştır.

Kamuya Gerekli Şeylerin Yokluğuna Neden Olma Suçu Bakımından Sonuç

Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma suçu (TCK 238), önceden üstlenilen bir taahhüdün ihlali sonucunda, kamu hizmeti veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya ya da besinlerin ortadan kalkmasını veya önemli ölçüde azalmasını cezalandırır ve bir yıldan üç yıla kadar hapis ile bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Suç ihmali bir hareketle işlenir ve bir netice suçudur; taahhüdün ihlali tek başına yeterli olmayıp, öngörülen neticenin de gerçekleşmesi gerekir. Faili yalnızca kamuya karşı taahhüt altındaki kişilerdir; suç kastla işlenir, şikayete tabi değildir ve asliye ceza mahkemesinde görülür.

Bu suça ilişkin bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, taahhüt ilişkisinin ve netice unsurunun doğru değerlendirilmesi büyük önem taşır; Av. Sinan Karabacak’ın ceza hukuku çalışmaları kapsamında bilgi alabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

3 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir