Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçu (TCK-224)

sabit platformların işgali suçu

İçindekiler

Kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 224. maddesinde ulaşım araçlarına veya sabit platformlara karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Deniz yatağına sabitlenmiş bir platformun cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı bir davranışla ele geçirilmesini cezalandıran bu madde, uygulamada son derece nadir gündeme gelen, ancak öngörülen cezanın ağırlığı bakımından dikkat çeken bir hükümdür.

Bu yazıda maddenin uluslararası kökenini, “sabit platform” kavramını, kıt’a sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge kavramlarını uzman olmayan bir dille; suçun unsurlarını, TCK 223 ile arasındaki farkı ve yargılama sürecini ele alıyoruz. Madde daha çok deniz hukuku, enerji hukuku ve uluslararası hukukla ilgilenen okuyucular ile kıyı açığında platform işleten kuruluşları ilgilendirir.

Sabit Platformların İşgali Suçu Nedir?

TCK 224, kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişiyi cezalandırır. Madde üç fıkradan oluşur: birinci fıkra temel suçu ve cezasını, ikinci ve üçüncü fıkralar ise bu suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkan belirli durumlara ilişkin bağımsız içtima hükümlerini düzenler.

Maddenin arka planında uluslararası bir kaynak bulunur. Türkiye’nin de taraf olduğu, kıt’a sahanlığındaki sabit platformların güvenliğine ilişkin uluslararası düzenlemeler, taraf devletlere bu tür yapılara yönelik hukuka aykırı ele geçirme fiillerini cezalandırma yükümlülüğü getirmiştir. TCK 224, bu yükümlülüğün iç hukuktaki karşılığını oluşturur. Bu nedenle madde, klasik ceza hukuku kavramlarının yanında deniz hukuku ve uluslararası hukuk kavramlarını da içerir.

Uygulamada bu suça çok nadir rastlanır. Türkiye’de bu madde kapsamında fiilen itham edilen ya da mağdur olan gerçek kişi sayısı pratikte oldukça düşüktür; madde daha çok teorik ve akademik bir öneme sahiptir. Bu nedenle konuyu, kaynağındaki uluslararası bağlamdan ötürü sansasyonel bir çerçeveye oturtmak yerine, yalnızca hukuki tanım, unsur, ceza ve usul düzeyinde ele almak doğru olur. Aşağıdaki açıklamalar da bu ölçülü ve tanımlayıcı yaklaşımı esas alır.

“Sabit Platform” Ne Anlama Gelir?

Maddenin konusunu oluşturan “sabit platform”, doğal kaynakların keşfi veya işletilmesi ya da diğer ekonomik amaçlarla deniz yatağına yerleştirilmiş yapı, tesis veya yapay ada anlamına gelir. Petrol ve doğal gaz arama ve üretim platformları bu kavramın en tipik örnekleridir; ancak kavram bunlarla sınırlı değildir ve ekonomik amaçla deniz yatağına sabitlenmiş benzer yapıları da kapsar.

Buradaki en kritik ayrım, sabit platformun bir ulaşım aracı olmamasıdır. Gemi, vapur veya feribot gibi deniz araçları hareket eden taşıtlardır ve bunların hareketine yönelik fiiller TCK 223/2 kapsamındadır. Sabit platform ise adından da anlaşılacağı üzere deniz yatağına sabitlenmiş, hareket etmeyen bir yapıdır. Bu iki kavramın karıştırılmaması, hangi maddenin uygulanacağının belirlenmesi bakımından belirleyicidir.

Kıt’a Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge Kavramları

Maddenin uygulama alanı, coğrafi olarak “kıt’a sahanlığı” ve “münhasır ekonomik bölge” ile sınırlandırılmıştır. Bu iki kavram, deniz hukukuna özgü teknik kavramlardır ve kısaca şöyle açıklanabilir.

Kıt’a sahanlığı, bir kıyı devletinin kara ülkesinin deniz altındaki doğal uzantısını ifade eder; devlet, bu alandaki deniz yatağı ve toprak altındaki doğal kaynakları araştırma ve işletme bakımından belirli haklara sahiptir. Münhasır ekonomik bölge ise kıyı devletinin, kıyısından itibaren belirli bir mesafeye kadar uzanan deniz alanındaki canlı ve cansız doğal kaynaklar üzerinde ekonomik haklara sahip olduğu bölgedir.

Bu alanlar, kıyı devletinin egemenliği altındaki iç sular ve karasularından farklıdır; burada devletin egemenliği değil, belirli konulara özgülenmiş egemen hakları söz konusudur. TCK 224’ün bu alanlardaki sabit platformları özel olarak koruma altına alması, tam da bu bölgelerdeki ekonomik faaliyetlerin ve altyapının güvenliğini sağlama amacına dayanır.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçunda Maddi Unsurlar: Ele Geçirme, Zaptetme, Kontrol Altına Alma

Suçun maddi unsuru, sabit platformun “ele geçirilmesi, zaptedilmesi veya kontrol altına alınması”dır. Bu üç seçimlik hareket, esasen aynı olgunun farklı yoğunluktaki görünümleridir: fail, platform üzerindeki meşru hâkimiyeti ortadan kaldırarak platformu kendi egemenliği altına almaktadır.

Burada korunan değerin ne olduğunu doğru belirlemek önemlidir. Suçun konusu, platformun fiziksel bütünlüğü değil, platform üzerindeki kontrol ve hâkimiyettir. Yani suç, platforma zarar verilmesini değil, platformun meşru işleticisinin elinden alınıp failin denetimine geçirilmesini cezalandırır. Bu nedenle platforma verilen maddi zarar, bu maddenin konusu dışında kalır ve ayrıca, koşulları varsa, mala zarar verme suçunun nitelikli hâli kapsamında bağımsız olarak değerlendirilir.

Fiilin işleniş biçimi bakımından madde, “cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla” ifadesini kullanır. Buna göre platformun kontrolünün ele geçirilmesi; kişilere karşı fizikî güç kullanılarak (cebir), ciddi bir zarar verileceğinin bildirilmesiyle (tehdit) ya da bunların dışında hukuka aykırı herhangi bir davranışla gerçekleştirilebilir. Cebir ve tehdit burada seçimlik hareketlerden yalnızca ikisidir; kanun, bunların dışındaki hukuka aykırı davranışları da kapsayacak biçimde geniş bir çerçeve çizmiştir. Fiilin bir hukuka uygunluk nedenine dayanması hâlinde ise suç oluşmaz.

Öğretide bu suç, çoğunlukla bir “neticesiz suç” (salt hareket suçu) olarak nitelendirilir; yani suçun tamamlanması için, ele geçirme fiilinden ayrı ve bağımsız bir maddi neticenin gerçekleşmesi aranmaz. Ele geçirme, zaptetme veya kontrol altına alma fiilinin gerçekleşmesiyle suç tamamlanır. Bu nitelendirme öğreti görüşüne dayanmakta olup, somut uygulamada maddenin nasıl yorumlanacağı olayın özelliklerine göre değişebilir.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçu ile Korunan Hukuki Değer, Fail ve Mağdur

Korunan hukuki değer, kıyı devletinin kıt’a sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesindeki ekonomik faaliyetlerinin ve bu faaliyetlere ilişkin altyapının güvenliğidir. Bu yönüyle mağdur, öncelikle kıyı devleti, yani Türkiye; dolaylı olarak da platformu işleten kamu veya özel kuruluşlardır.

Fail bakımından madde bir sınırlama getirmez; suç herkes tarafından işlenebilir, yani özgü suç niteliğinde değildir. Suça birden fazla kişinin katılması hâlinde iştirak hükümleri uygulanır. Fiilin niteliği gereği bu suç çoğunlukla örgütlü ve birden fazla kişinin katılımıyla işlenebilecek bir yapıya sahiptir; bu durumda her katılımcının fiile katkısı ayrıca değerlendirilir.

TCK 223 ile Fark: “Cebir veya Tehdit” İfadesinin Korunması

TCK 224 ile aynı bölümde yer alan TCK 223 arasında hem konu hem de lafız bakımından önemli farklar vardır. Konu bakımından fark açıktır: TCK 223 hareket eden bir ulaşım aracının hareketine, TCK 224 ise deniz yatağına sabitlenmiş bir yapının kontrolüne yöneliktir.

Lafız bakımından ise dikkat çekici bir ayrıntı vardır. TCK 223, 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla değiştirilirken metnindeki “cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla” ifadesi sadeleştirilerek yalnızca “hukuka aykırı bir davranışla” hâline getirilmiştir. Buna karşılık TCK 224, bu değişiklikten etkilenmemiş ve metnindeki “cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla” ifadesini değiştirmeden korumuştur. Yani aynı bölümdeki iki madde, bugün itibarıyla farklı bir lafız içermektedir. Bu farkın pratikte kapsam bakımından bir sonuç doğurup doğurmadığı öğretide tartışmaya açık bir noktadır; cebir ve tehdit zaten “hukuka aykırı davranış” kavramının içinde yer aldığından, farkın esas olarak bir ifade tercihinden mi ibaret olduğu ya da bir kapsam farkı mı yarattığı kesin biçimde ortaya konmuş değildir.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçunda Manevi Unsur: Genel Kast

Suç, yalnızca kasten işlenebilir. Failin, kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu ele geçirdiğini, zaptettiğini veya kontrol altına aldığını bilmesi ve bunu istemesi yeterlidir. Madde, bunun ötesinde özel bir amaç veya saik aramaz; bu yönüyle TCK 223 ile aynı çizgidedir. Kast ve taksir kavramlarının genel çerçevesi için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçunda İçtima: TCK 224/2 ve TCK 224/3

Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, birbirinden bağımsız iki ayrı içtima hükmü öngörür. İkisi de temel suça (birinci fıkra) ek olarak uygulanır ve içtima kurallarının özel birer görünümünü oluşturur.

İkinci fıkra, bu suçun işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunacağını öngörür. Platformdaki personelin bir yere kapatılması, gitmelerine engel olunması gibi durumlarda, temel suça ek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma bakımından ayrıca ceza gündeme gelir.

Üçüncü fıkra ise bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenler. Bu iki fıkra birbirinden bağımsızdır; somut olayda ikisinin de koşulları gerçekleşmişse, her ikisi de temel suça ek olarak ayrı ayrı uygulanır.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 110) Bağlantısı

İkinci fıkra kapsamında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi söz konusu olduğunda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükmü (TCK 110) dolaylı olarak gündeme gelebilir. Bu hükme göre, hürriyeti kısıtlanan kişinin soruşturmaya başlanmadan önce, güvenli bir yerde ve bir zarara uğramaksızın serbest bırakılması hâlinde, bu hürriyet kısıtlaması yönünden cezada indirim uygulanabilir.

Bu etkin pişmanlık indirimi, yalnızca hürriyet kısıtlaması yönünden ve kendi koşulları çerçevesinde uygulanır; temel suç olan platformun işgali bakımından doğrudan bir sonuç doğurmaz. Somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı, serbest bırakmanın zamanı ve koşulları ile ilgili şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçunda Ceza, Görevli Mahkeme ve Yargılama

Sabit platformların işgali suçunun temel cezası, beş yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıdır. Bu, bölümdeki en ağır cezalardan biridir ve maddenin koruduğu değerin önemini yansıtır. İkinci ve üçüncü fıkralardaki içtima hükümleri devreye girdiğinde, faile ayrıca bu fiillerden dolayı da ceza verilir.

Öngörülen cezanın üst sınırı on beş yıl olduğundan, görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Suç, topluma ve devletin ekonomik güvenliğine karşı işlenen bir suç niteliğinde olduğundan şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur ve uzlaştırma kapsamında değildir. Dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı süreleri, öngörülen ceza dikkate alınarak belirlenir.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs. Suç, ele geçirme yönündeki icra hareketlerine başlandığı hâlde platformun kontrolünün fiilen sağlanamaması durumunda teşebbüs aşamasında kalabilir. Neticesiz suç niteliğinde kabul edildiğinden, hareketin bölünebildiği ölçüde teşebbüs mümkün görünmektedir.

İştirak. Fiilin niteliği gereği suç, çoğunlukla birden fazla kişinin katılımıyla işlenebilir; bu durumda müşterek faillik ve şeriklik hükümleri uygulanır. Fiili birlikte gerçekleştirenler müşterek fail, azmettiren veya yardım edenler ise şerik olarak sorumlu tutulur.

İçtima. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, yukarıda açıklandığı üzere özel birer içtima hükmüdür. Bunların dışında, temel suçun işlenmesi sırasında başka suçların da işlenmesi hâlinde genel içtima kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılır.

Bu maddeyle ilgili doğrudan ve güncel bir yargısal uygulamaya rastlamak, suçun pratikte son derece nadir işlenmesiyle tutarlı biçimde güçtür. Bu nedenle bu yazıdaki değerlendirmeler ağırlıklı olarak madde metni, madde gerekçesi ve öğreti görüşüne dayanmaktadır; var olmayan bir içtihat sonucu ortaya konmamıştır. Somut bir olayda maddenin nasıl uygulanacağı, olayın kendine özgü koşullarına göre belirlenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sabit platformların işgali suçunun cezası nedir?

TCK 224/1’e göre, kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu ele geçiren, zapteden veya kontrol altına alan kişi beş yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca suçun işlenmesi sırasında kişilerin hürriyeti tahdit edilmişse veya kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse, bu fiillerden dolayı da ayrıca ceza verilir.

Sabit platform ile gemi (deniz ulaşım aracı) arasındaki fark nedir?

Gemi, vapur veya feribot gibi deniz araçları hareket eden taşıtlardır ve bunların hareketine yönelik fiiller TCK 223/2 kapsamındadır. Sabit platform ise doğal kaynakların işletilmesi veya diğer ekonomik amaçlarla deniz yatağına sabitlenmiş, hareket etmeyen bir yapıdır ve TCK 224 kapsamındadır. Bu ayrım, hangi maddenin uygulanacağını belirlediği için önemlidir.

Bu suçu kimler işleyebilir?

Suç herkes tarafından işlenebilir; madde failde özel bir sıfat aramadığından özgü suç niteliğinde değildir. Fiilin niteliği gereği çoğunlukla birden fazla kişinin katılımıyla işlenebilecek bir yapıya sahiptir ve bu durumda iştirak hükümleri uygulanır. Fiili birlikte gerçekleştirenler müşterek fail, azmettiren veya yardım edenler ise şerik olarak sorumlu olur.

Platforma verilen maddi zarar bu suça mı girer?

Hayır. TCK 224’ün koruduğu değer platformun fiziksel bütünlüğü değil, platform üzerindeki kontrol ve hâkimiyettir. Bu nedenle platforma verilen maddi zarar bu maddenin konusu dışında kalır ve koşulları varsa ayrıca mala zarar verme suçunun nitelikli hâli kapsamında bağımsız olarak değerlendirilir.

Bu suç hangi mahkemede görülür?

Öngörülen cezanın üst sınırı on beş yıl olduğundan görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Suç şikâyete tabi değildir; savcılık tarafından resen soruşturulur ve uzlaştırma kapsamında değildir. Uygulamada bu suç son derece nadir görüldüğünden, somut bir olayda değerlendirme büyük ölçüde madde metni, gerekçe ve öğreti görüşü üzerinden yapılır.

Kıt’a Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali Suçu için Sonuç

Kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali suçu (TCK 224), uluslararası bir yükümlülüğün iç hukuktaki karşılığı olarak düzenlenmiş, uygulamada nadir görülen ancak ağır cezalandırılan bir suç tipidir. Suç, deniz yatağına sabitlenmiş bir yapının kontrolünün hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesini konu alır; koruduğu değer platformun fiziksel bütünlüğü değil, üzerindeki hâkimiyettir. İkinci ve üçüncü fıkralar bağımsız içtima hükümleri getirir, görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir ve suç resen soruşturulur.

Bölümdeki diğer suç tipi için ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması (TCK 223) yazımızı, bölümün geneline bakış için ulaşım araçlarına veya sabit platformlara karşı suçlar rehberimizi inceleyebilirsiniz. Bu kapsamda hukuki bir sorunla karşı karşıyaysanız, ceza hukuku alanındaki hizmetlerimiz hakkında bilgi alabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir