İçindekiler
Kısa cevap: Evet, elektrik tedarik şirketleri perakende satış sözleşmesini feshedebilir; ancak bu yetki sınırsız değildir. Fesih sebepleri EPDK’nın yayımladığı ve tüm görevli tedarik şirketlerinin zorunlu olarak uygulamak durumunda olduğu standart perakende satış sözleşmesinde ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde (EPTHY) sayılıdır. Daha da önemlisi, fesih belirli bir usul zincirine bağlanmıştır: ikinci bildirim → elektriğin fiilen kesilmesi → 30 gün → güvence bedelinden mahsup bildirimi → 15 gün → fesih. Bu zincirin bir halkası atlanırsa fesih hukuken ayakta kalmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26.06.2025 tarihli kararı tam olarak bunu ortaya koymaktadır.
I. Önce Doğru Sözleşmeyi Tespit Etmek Gerekir: PSS mi, İkili Anlaşma mı?
Elektrik tedarikinde fesih tartışmasına girmeden önce cevaplanması gereken ilk soru şudur: Taraflar arasındaki ilişki hangi sözleşmeye dayanıyor? Çünkü fesih sebepleri ve fesih usulü, sözleşmenin türüne göre değişmektedir. Uygulamada bu ayrım sıklıkla gözden kaçmakta ve yanlış hükme dayanan fesih bildirimleri düzenlenmektedir.
A. Perakende Satış Sözleşmesi (PSS)
Perakende satış sözleşmesi, serbest olmayan tüketici ya da son kaynak tedariki kapsamındaki tüketici ile görevli tedarik şirketi arasında kurulan sözleşmedir. Bu sözleşmenin en kritik özelliği, içeriğinin taraflarca serbestçe belirlenmemesidir: sözleşme, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından standart sözleşme olarak düzenlenmiştir ve tedarik şirketleri bu şablonu uygulamak zorundadır.
Bu durumun pratik sonucu şudur: tedarik şirketi, sözleşmede yazmayan bir sebebe dayanarak veya sözleşmede yazan usulü atlayarak fesih yapamaz. Şirketin “sözleşme metnini biz hazırlamadık” savunması, kendisini sözleşme hükümlerine uyma yükümlülüğünden kurtarmaz. Aksine, şablonun bağlayıcılığı şirket için de geçerlidir.
B. İkili Anlaşma
İkili anlaşma ise serbest tüketici ile tedarikçi arasında, serbest piyasa koşullarında kurulan sözleşmedir. EPTHY’nin 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Yönetmeliğin ikili anlaşmalara ilişkin bölümü, yıllık tüketimi 100.000 kWh’ın altında olan serbest tüketicilerle tedarikçiler arasında yapılan ikili anlaşmaları kapsamaktadır. Bu eşik, 14/1/2025 tarihli ve 32782 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle güncellenmiştir.
İkili anlaşmalarda tedarikçinin fesih hakkı, EPTHY’nin “Haklı fesih sebepleri” başlıklı 16. maddesinde düzenlenmiştir. Perakende satış sözleşmesinde ise fesih, standart sözleşmenin 18. maddesine tabidir. İki rejim birbirinin yerine kullanılamaz.
II. Tedarik Şirketi Perakende Satış Sözleşmesini Hangi Hallerde Feshedebilir?
Standart perakende satış sözleşmesi, tedarik şirketine sınırlı sayıda fesih imkânı tanımaktadır. Bunları sebep bazında ayrıştırmak, hem fesih bildirimini değerlendirirken hem de dava stratejisi kurarken belirleyicidir.
1. Ödenmeyen Fatura Borcu Nedeniyle Fesih (PSS m.18/7)
Uygulamada en sık karşılaşılan fesih sebebidir. Standart sözleşmenin 18. maddesinin yedinci fıkrasına göre; tüketicinin, sözleşmenin 9. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendine göre yapılan bildirimi takip eden 15 gün içinde borcunu ödememesi veya geçerli ödeme taahhüdünde bulunmaması halinde şirket sözleşmeyi feshedebilir. Fesihle birlikte tüm borçlar muaccel hale gelir.
Dikkat edilmesi gereken nokta, bu hükmün doğrudan uygulanabilir bir fesih yetkisi vermemesidir. Fıkra, kendisinden önce gelen 9/7-(b) bildirimine atıf yapmaktadır; o bildirim de ancak elektriğin kesilmesi ve 30 günlük sürecin işletilmesi halinde gündeme gelebilir. Bu kademeli yapı, aşağıda III. başlıkta ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
2. Güvence Bedelinin veya Fark Güvence Bedelinin Ödenmemesi (PSS m.12)
Sözleşmenin 12. maddesi uyarınca güvence bedeli ve fark güvence bedelinin ilgili mevzuatta öngörülen süre içinde ödenmemesi halinde, sözleşmenin 9. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları kapsamında işlem tesis edilir ve 18. maddesinin sekizinci fıkrası çerçevesinde sözleşme feshedilebilir. Yani güvence bedelinin ödenmemesi, doğrudan fesih sonucu doğurmaz; genel sözleşmeye aykırılık rejimine yönlendirilir.
Bu fıkranın önemli bir istisnası vardır: sözleşmenin 9. maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendi kapsamında düzenlenen güncellenmiş güvence bedelinin şirkete ödenmemesi durumunda bu hüküm uygulanmaz.
3. Sözleşme Hükümlerinin İhlali: Genel Fesih (PSS m.18/8)
Taraflardan biri sözleşme hükümlerini ihlal ederse, diğer taraf aykırı davranışın ortadan kaldırılmasını yazılı olarak ihtar eder. Söz konusu ihlal ile ihlalin ve sonuçlarının giderilmesine dair sözleşmede ya da ilgili mevzuatta ayrıca belirlenmiş bir usul bulunmuyorsa, ihtar eden taraf, ihlalin 15 gün içinde giderilmesini ihtar eder ve bu süre sonunda sözleşmeyi feshedebilir.
Buradaki “sözleşmede ya da ilgili mevzuatta ayrıca belirlenen bir usul bulunmaması halinde” kaydı hayati önemdedir. Borçtan kaynaklı fesih için mevzuatta özel bir usul öngörülmüştür; dolayısıyla tedarik şirketi, borç alacağı için 18/8’deki genel ihlal feshine sığınarak özel usulü (kesme–30 gün–mahsup–15 gün) atlayamaz. Genel hüküm, özel hükmün yerini almaz.
4. Beyan Edilen Bilgilerin Doğruluğuna İtiraz Edilmesi (PSS m.18/6)
Sözleşmenin kurulması amacıyla beyan edilen bilgilerin doğruluğuna ilişkin olarak üçüncü bir şahıs tarafından şirkete şikâyette bulunulması halinde şirket, tüketiciye, sözleşmenin yapıldığı tarihteki beyanını kanıtlayıcı belgeleri 10 iş günü içinde sunmasını, aksi halde sözleşmenin iptal edilerek elektriğinin kesileceğini bildirir. Kiralık taşınmazlarda ve hisseli mülkiyette sık karşılaşılan bir senaryodur.
5. Kullanım Hakkını Belgeleyen Yeni Başvuru (PSS m.18/10)
Sözleşme yapılan kullanım yeri için farklı bir kişi tarafından yeni bir sözleşme başvurusu yapılması ve yeni başvuru sahibinin söz konusu kullanım yerinin kullanım hakkına sahip olduğunu belgelemesi halinde şirket, mevcut sözleşmeyi mali sonuçları saklı kalmak kaydıyla fesheder. Sözleşmesi feshedilen tüketiciye, fesih işlemi hakkında en geç işlemin yapıldığı tarihi takip eden gün yazılı olarak ve kalıcı veri saklayıcısıyla bilgi verilir.
Bu hüküm, tahliye edilen taşınmazlarda eski kiracının aboneliğinin sonlandırılmamış olması halinde işletilmektedir. Burada fesih, borçla değil, kullanım hakkının el değiştirmesiyle ilgilidir.
6. Yenilenen Sözleşmede Taksitin Aksatılması (PSS m.19)
Sözleşmesi feshedilen tüketicinin borcunu ödemeyi taahhüt ederek yeni sözleşme kurması halinde, taahhüt edilen bedelin herhangi bir taksitini geciktirmesi durumunda sözleşme başka bir bildirime gerek kalmaksızın feshedilebilir. Ödeme taahhüdüyle yeniden abonelik kuran tüketiciler bakımından bu hüküm özellikle risklidir; ilk fesihteki koruyucu bildirim zinciri burada devreye girmez.
7. İkili Anlaşmalarda Tedarikçinin Haklı Fesih Sebepleri (EPTHY m.16/2)
EPTHY’nin 16. maddesinin ikinci fıkrasına göre tedarikçi, ikili anlaşmayı aşağıda sayılanlarla sınırlı olmamakla birlikte şu haklı sebeplerden bir veya birkaçına dayanarak, cayma bedeli ve/veya ceza koşulu ödemeksizin feshedebilir:
- 9. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki tüketicinin, ikili anlaşmada belirlenen güvence bedelini süresi içerisinde ödememesi,
- Kullanım yerinde usulsüz ya da kaçak elektrik enerjisi tüketilmesi,
- Tüketiciye ilişkin iflasın kesinleşmesi ve tasfiye memuru atanması.
Buradaki “sayılanlarla sınırlı olmamakla birlikte” ifadesi, listenin tahdidi (sınırlı) değil tadadi (örnekleyici) olduğunu göstermektedir. Ancak bu, tedarikçiye keyfî fesih yetkisi vermez; dayanılan sebebin gerçekten haklı sebep ağırlığında olması ve ispatlanması gerekir.
Aynı maddenin birinci fıkrası, simetrik biçimde tüketiciye de haklı fesih hakkı tanımaktadır: tedarikçinin bilgilendirme yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi, tüketicinin alacağını süresinde ödememesi, portföye geçişin tedarikçiden kaynaklanan nedenlerle gerçekleşmemesi, tüketicinin taşınması veya kullanım yerini tahliye etmesi, tedarikçinin temerrüdü ve faturanın dağıtım şirketince okunan endeks değerlerine göre düzenlenmemesi hallerinde tüketici, belirli süreli ikili anlaşmayı cayma bedeli ödemeksizin feshedebilir. Üçüncü fıkra uyarınca belirsiz süreli ikili anlaşma ise gerekçe göstermeksizin her zaman feshedilebilir.
III. Borçtan Kaynaklı Fesih Usulü: Atlanamayacak Zorunlu Zincir
Perakende satış sözleşmesinin borç nedeniyle feshi, tek bir işlem değil, birbirine bağlı adımlardan oluşan bir süreçtir. Bu süreç, standart sözleşmenin 9. maddesi ile EPTHY’nin “Zamanında ödenmeyen borçlar” başlıklı 35. maddesinde paralel biçimde düzenlenmiştir. Her adım, bir sonrakinin ön şartıdır.
| Adım | İşlem | Süre / Şekil şartı | Dayanak |
|---|---|---|---|
| 1 | Faturanın düzenlenmesi ve tüketiciye ulaştırılması | Son ödeme tarihinden en az 10 gün önce yazılı gönderilir veya bırakılır; ayrıca haberleşme kanallarından en az biriyle bilgilendirme zorunlu | PSS m.9/1 |
| 2 | Son ödeme tarihinde ödenmemesi | Günlük gecikme zammı işlemeye başlar (6183 s. Kanun m.51 oranlarını aşmamak koşuluyla) | PSS m.9/3, EPTHY m.35/6 |
| 3 | İkinci bildirim | Hem yazılı hem kalıcı veri saklayıcılarından en az biri ile; en az 5 iş günü ödeme süresi; elektriğin kesileceği ihtarı zorunlu | PSS m.9/4, EPTHY m.35/2-3 |
| 4 | Elektriğin fiilen kesilmesi | Dağıtım şirketince kesme bildirimi düzenlenir, bir örneği kullanım yerine bırakılır; tarih, saat, mühür/zaman damgası, endeks ve sicil no zorunlu | EPTHY m.35/4 |
| 5 | Yeniden bağlama imkânı | Kesme tarihinden itibaren 30 gün içinde peşin ödeme veya taahhüt → yeni sözleşme yapılmaksızın enerji bağlanır | PSS m.9/6, EPTHY m.35/7 |
| 6 | Güvence bedelinden mahsup bildirimi | 30 gün içinde ödeme/taahhüt yoksa; yazılı ya da kalıcı veri saklayıcısıyla bildirilir | PSS m.9/7, EPTHY m.35/5-a |
| 7 | Güvence yetersizse fark bedel bildirimi | 15 gün içinde ödenmesi; ödenmezse sözleşmenin feshedilebileceği ve yasal yollara gidilebileceği açıkça bildirilir | PSS m.9/7-b, EPTHY m.35/5-a-2 |
| 8 | Fesih | 15 gün içinde ödeme veya geçerli taahhüt yoksa şirket feshedebilir; tüm borçlar muaccel olur | PSS m.18/7 |
| 9 | Güvence bedelinin tasfiyesi | Muaccel alacaklar mahsup edilir; kalan tutar en geç 5 iş günü içinde iade edilir | PSS m.18/11 |
Kritik Kural: Fiilen Kesme ve Mahsup Olmadan Yasal Yollara Başvurulamaz
EPTHY m.35/5-(b) ve standart sözleşmenin 23. maddesi, çoğu zaman gözden kaçan ancak son derece güçlü bir koruma getirmektedir: tüketicilerin zamanında ödenmeyen borçlarına ilişkin olarak yasal yollara başvurabilmek için elektriğin fiilen kesilmiş ve güvence bedelinin muaccel borçlara mahsup edilmiş olması zorunludur. Bu hükme aykırı olarak yasal yollara başvurulması halinde yapılan işlemler sonlandırılır; oluşan masraf ve giderler tüketiciden talep ve tahsil edilemez.
Yönetmelik bu kurala tek bir istisna tanımıştır: kullanım yerinin elektriğinin kesilmesine mukavemette bulunulduğunun kolluk kuvvetlerince tutanak altına alınması veya kolluk tarafından herhangi bir işlem tesis edilmese dahi şirketçe kolluğa yapılan başvurunun belgelenmesi halinde fiilî kesme şartı aranmaz.
Ayrıca tüketicinin bir sözleşmeden kaynaklanan borcu nedeniyle, başka bir perakende satış sözleşmesine konu kullanım yerindeki elektriği kesilemez (PSS m.9/8, EPTHY m.35/9). Aynı şekilde bir kullanım yerine ait önceki tüketicilerin borçlarının yeni tüketiciye yükletilmesi de mümkün değildir (PSS m.15/1, EPTHY m.35/8). Bu ilke, uygulamada en çok ihlal edilen kurallardan biridir; ayrıntılı değerlendirme için önceki abonenin elektrik borcundan yeni abonenin sorumlu tutulamayacağına ilişkin yazımıza bakılabilir. Buna karşılık tüketicinin kendi borcu söz konusu olduğunda, aynı tedarikçi ve aynı tüketici grubunda kalarak kullanım yeri değiştiren tüketici bakımından farklı bir kısıtlama gündeme gelir; bu ayrımı elektrik borcu varken yeni abonelik alınıp alınamayacağı başlıklı yazımızda ele aldık.
Gecikme zammı bakımından da bir parantez açmak gerekir: mevzuatın 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesine yaptığı atıf, tedarik şirketine doğrudan bir hak vermemekte, yalnızca uygulanabilecek oran için bir tavan çizmektedir. Bu ayrımın Yargıtay kararlarındaki karşılığını kaçak elektrik faizi ve faize KDV uygulanması konulu yazımızda inceledik.
IV. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26.06.2025 Tarihli Kararı: Usule Aykırı Fesih Ayakta Kalmaz
Yukarıda çizilen çerçevenin yargısal karşılığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/258 E., 2025/3592 K. sayılı ve 26.06.2025 tarihli kararında görmek mümkündür. Karar, tedarik şirketlerinin fesih yetkisinin sınırlarını göstermesi bakımından yol göstericidir.
A. Uyuşmazlığın Konusu
Uyuşmazlık, bir tarımsal sulama aboneliğine ilişkindir. Davalı tedarik şirketi, davacı aboneye 14.07.2020 tarihli “Borçtan Sözleşme Fesih Bildirimi” konulu bir bildirim göndermiştir. Davacı, bu bildirimin abonelik sözleşmesine ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’ne aykırı olduğunu ileri sürerek, abonelik sözleşmesinin feshine ilişkin muarazanın meni ile sözleşmenin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının dayandığı temel argüman, fesih zincirinin hiç işletilmemiş olmasıdır: sözleşmesi feshedilmek istenen abonenin enerjisinin daha önce borçtan kaynaklı olarak kesilmiş ve abonenin 30 gün içinde başvurmamış olması gerekirken, borçtan kaynaklı olarak elektriği hiç kesilmemiştir. Yani şirket, zincirin dördüncü adımını (fiilî kesme) atlayarak doğrudan sekizinci adıma (fesih) geçmiştir.
B. Tedarik Şirketinin Savunması
Davalı şirketin savunması, bu tür davalarda sıklıkla karşılaşılan argümanların derli toplu bir örneğidir:
- Perakende satış sözleşmesi EPDK tarafından oluşturulmuştur, tüm tedarik şirketlerince zorunlu olarak kullanılmaktadır ve şirketin sözleşmeye herhangi bir müdahalesi yoktur; hukuka aykırılık iddiasında bulunan davacının Danıştay’da dava açması gerekir,
- Davacının ödenmemiş fatura borcu bulunmaktadır; faturalandırma OSOS ile uzaktan alınan endeks verilerine göre yapılmıştır,
- Davacının bildirdiği cep telefonu numarasına SMS bilgilendirmeleri yapılmış, ayrıca tebligat ile borç bildirilmiştir,
- EPTHY m.23, 24 ve 35 ile perakende satış sözleşmesinin 18/7 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesi uyarınca fesih işlemi gerçekleştirilebilir,
- Davacının önce şirkete başvurması gerekirken doğrudan dava açmasında hukuki yararı yoktur; ayrıca arabuluculuğa başvurulmamıştır ve görevli mahkeme Mardin Asliye Hukuk Mahkemesidir.
C. İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Aşaması
Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (2020/411 E., 2021/344 K.), davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçe son derece nettir: sözleşme feshinden önce, abonelik sözleşmesinin 9/7. maddesi ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 35. maddesi gereğince fesih yapılacağı hususunda yazılı ihtarda bulunulduğuna ilişkin evrak sunulmamıştır. Bu nedenle anılan maddelere aykırı olarak aboneliğin sonlandırıldığı sonucuna varılmış; muarazanın meni ile abonelik sözleşmesinin devamına hükmedilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (2022/117 E., 2024/1802 K.), davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
D. Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Onama
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “abonelik sözleşmesinin fesih işlemlerine yönelik muarazanın men’i istemi” olarak nitelendirmiş ve şu gerekçeyle onama kararı vermiştir:
“Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davalı şirket tarafından gönderilen 14.07.2020 tarihli ‘Borçtan Sözleşme Fesih Bildirimi’ konulu bildirimin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve taraflar arasında imzalanan sözleşme ile belirlenen fesih usulüne uygun olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.”
Karar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca oy birliğiyle onanmıştır.
E. Karardan Çıkan İlkeler
1) Borcun varlığı, feshi tek başına haklı kılmaz. Yargıtay, davacının borcu olup olmadığını tartışmamıştır. Tartışılan tek şey usuldür. Tedarik şirketi haklı olsa dahi, mevzuatın öngördüğü zinciri işletmeden yaptığı fesih hüküm doğurmaz.
2) İspat yükü tedarik şirketindedir. İlk derece mahkemesinin gerekçesi “yazılı ihtarda bulunulduğuna ilişkin evrak sunulmadığından” şeklindedir. Bildirimlerin usulüne uygun yapıldığını belgelemek şirkete düşer; abone, yapılmayan bir bildirimi ispatlamak zorunda değildir. Enerji uyuşmazlıklarında ispat yükünün dağılımına ilişkin benzer bir yaklaşımı kaçak elektrik iddiasında ispat yükünün kimde olduğu konulu yazımızda da inceledik.
3) SMS ve tebligat, zincirin yerini tutmaz. Şirket SMS bilgilendirmesi ve tebligat yaptığını savunmuştur; buna rağmen fesih usulsüz bulunmuştur. Zira mevzuatın aradığı şey yalnızca “haberdar etmek” değil, belirli içerikte, belirli sırayla ve belirli şekil şartlarına uygun bildirimlerdir. EPTHY m.35/2 hem yazılı bildirimi hem de kalıcı veri saklayıcısıyla bilgilendirmeyi birlikte aramaktadır; üstelik bildirim yapılmış olsa dahi fiilî kesme ve 30 günlük süreç işletilmedikçe fesih aşamasına gelinemez.
4) “Şablonu biz yapmadık, Danıştay’a gidin” savunması kabul görmemiştir. Bu savunma, uyuşmazlığın niteliğini yanlış konumlandırmaktadır. Davacı, EPDK’nın düzenleyici işleminin (şablon sözleşmenin) iptalini istememektedir; şirketin o şablona uymamasından yakınmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlık, düzenleyici işlemin hukuka uygunluğu değil, sözleşmenin uygulanmasıdır; adli yargıda görülür. Nitekim standart sözleşmenin 23. maddesi de sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar için görevli ve yetkili mahkemelere ve tüketici hakem heyetlerine başvuru hakkını saklı tutmaktadır.
5) Fesihten önce şirkete başvuru, dava şartı değildir. Şirketin “önce bize başvurmalıydı, hukuki yararı yok” savunması sonuç doğurmamıştır.
V. Usulsüz Fesihle Karşılaşan Abone Ne Yapabilir?
Fesih bildirimi eline ulaşan abonenin izleyebileceği yol, incelenen kararda da benimsenen muarazanın meni (giderilmesi) davasıdır. Bu davada talep, feshin geçersizliğinin tespiti ile abonelik sözleşmesinin devamına karar verilmesidir. Muaraza kavramının kapsamı, davanın hukuki niteliği ve elektrik aboneliğinde en sık görülen uyuşmazlık tipleri için elektrik aboneliğinde muarazanın giderilmesi başlıklı ayrıntılı yazımıza bakılabilir.
Pratik olarak şu adımlar önem taşır:
- Fesih bildiriminin dayanağını tespit edin. Bildirimde hangi maddeye dayanıldığı yazılı mıdır? “Borçtan Sözleşme Fesih Bildirimi” başlığı taşıyan bir yazı, tek başına PSS m.18/7’nin şartlarının gerçekleştiğini göstermez.
- Zinciri geriye doğru sorgulayın. İkinci bildirim hem yazılı hem kalıcı veri saklayıcısıyla yapıldı mı? En az 5 iş günü süre verildi mi? Elektrik fiilen kesildi mi, kesme bildirimi düzenlenip kullanım yerine bırakıldı mı? 30 günlük süre işletildi mi? Güvence bedelinden mahsup bildirimi yapıldı mı? Fark bedel için 15 gün verildi mi?
- Belgeleri şirketten talep edin. İspat yükü şirkette olduğundan, bu belgelerin dosyaya sunulamaması doğrudan lehinize sonuç doğurur.
- İhtiyati tedbir talep edin. Enerjinin kesilmesi veya kesik kalması ağır ve telafisi güç zarar doğurabilir; bu nedenle dava ile birlikte tedbir talebi değerlendirilmelidir. Enerji uyuşmazlıklarında tedbir şartlarına ilişkin değerlendirmemiz için ihtiyati tedbir şartları yazımıza bakabilirsiniz.
- Fatura itirazı yolunu ayrıca değerlendirin. Standart sözleşmenin 9. maddesi uyarınca tüketici, fatura bedeline fatura bildirim tarihinden itibaren 1 yıl içinde itiraz edebilir. İtiraz ödeme yükümlülüğünü kaldırmaz; ancak itiraza konu bedel ile bir önceki fatura bedeli arasındaki fark %30’dan fazlaysa, tüketicinin itirazla birlikte bir önceki fatura bedeli kadarını son ödeme tarihine kadar ödemesi halinde kalan miktar için borç, itiraz sonuçlanıncaya kadar müeccel hale gelir. Hatalı tahakkuk senaryolarının tipik bir örneği için çarpan hatası nedeniyle elektrik faturasının iptali yazımızı inceleyebilirsiniz.
- Ödeme yaptıysanız hakkınız sona ermez. Elektriğin kesilmemesi için baskı altında ödeme yapılması sık görülür. Ödeme sırasında ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olsa dahi, zamanaşımı süresi içinde bu bedelin istirdadının talep edilebileceğine ilişkin yazımız bu bakımdan önem taşır.
İlgili konu: Görev ve yetki bakımından abonenin sıfatı (mesken, ticarethane, tarımsal sulama) ile talebin niteliği belirleyici olmaktadır; incelenen kararda tarımsal sulama aboneliği bakımından asliye hukuk mahkemesi yargılama yapmıştır. Enerji uyuşmazlıklarında görevli mahkeme tartışması için görevli mahkeme ve açılabilecek dava türleri yazılarımıza bakılabilir.
VI. Kaçak veya Usulsüz Elektrik Tüketimi Nedeniyle Fesih
Fesih tartışmasının en çok karıştırılan başlığı budur. Burada iki rejimi ayırmak şarttır:
İkili anlaşmalarda durum açıktır: EPTHY m.16/2-(b) uyarınca kullanım yerinde usulsüz ya da kaçak elektrik enerjisi tüketilmesi, tedarikçi için doğrudan ve açık bir haklı fesih sebebidir.
Perakende satış sözleşmesinde ise tablo farklıdır. Standart sözleşmenin 18. maddesindeki fesih sebepleri arasında kaçak veya usulsüz tüketim ayrıca sayılmamıştır. Sözleşmenin 11. maddesi, kaçak veya usulsüz tüketimin tespiti halinde kullanım yerinin elektriğinin kesileceğini düzenlemektedir; bu bir kesme sebebidir, kendiliğinden bir fesih sebebi değildir. Tedarik şirketi bu senaryoda ancak, sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen sayaca ve ölçüm sistemlerine müdahale etmeme yükümlülüğünün ihlali üzerinden 18/8’deki genel ihlal feshine (yazılı ihtar + 15 gün) başvurabilir. Bu ayrım, uygulamada fesih bildirimlerinin dayanağını sorgularken güçlü bir savunma zemini yaratmaktadır.
Kaçak ile usulsüz tüketim arasındaki sınırın kendisi de başlı başına bir uyuşmazlık kaynağıdır; iki kavramın ayrımı ve EPTHY m.48 kapsamındaki usulsüz kullanım halleri için usulsüz elektrik enerjisi tüketimi yazımızı, kaçak kullanımın hukuki sonuçları ve cezaları için kaçak elektrik rehberimizi inceleyebilirsiniz. Hakkında kaçak tespit tutanağı düzenlenen ve aynı zamanda sözleşmesi feshedilen aboneler bakımından süreç iki koldan yürüdüğünden, kaçak elektrik iddialarında avukat desteği almak, hem tutanağa hem de fesih işlemine karşı eş zamanlı hukuki strateji kurulması bakımından önem taşımaktadır.
Usule aykırı biçimde kesilen enerji nedeniyle abonenin uğradığı zararların ayrıca tazmini de gündeme gelebilir; bu konudaki değerlendirmemiz için elektrik kesintisi ve tüketici zarar tazminat davaları yazımıza bakılabilir. Nitekim standart sözleşmenin 11. maddesi, tazminat talebini yalnızca “sözleşme ve mevzuata uygun olarak” yapılan kesmeler bakımından bertaraf etmektedir; usulsüz bir kesme bu korumadan yararlanamaz.
VII. Feshedilen Sözleşme Yeniden Kurulabilir mi?
Evet. Standart sözleşmenin 19. maddesine göre, yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmesi feshedilen tüketicinin, fesih tarihinden sonra yükümlülüğünü yerine getirmesi ve/veya birikmiş borçlarını gecikme zammıyla birlikte peşin ödemesi veya şirketçe belirlenen takvim dâhilinde ödemeyi taahhüt etmesi halinde yeni bir sözleşme yapılır.
Ancak yukarıda değinildiği üzere, yenilemenin ardından taahhüt edilen bedelin herhangi bir taksitinin geciktirilmesi halinde sözleşme başka bir bildirime gerek kalmaksızın feshedilebilir. Bu nedenle ödeme taahhüdü verilirken taksit takviminin gerçekçi biçimde belirlenmesi, hukuki açıdan kritik bir tercihtir.
VIII. Genel Olarak Değerlendirme
Elektrik tedarik şirketlerinin perakende satış sözleşmesini feshetme yetkisi gerçektir; ancak bu yetki, EPDK’nın standart sözleşmesi ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği tarafından hem sebep hem usul bakımından kuşatılmıştır. Mevzuat, aboneyi enerji gibi temel bir hizmetten yoksun bırakacak bir işlemi, kademeli bildirim ve bekleme sürelerine bağlayarak dengelemeyi tercih etmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26.06.2025 tarihli kararının pratik mesajı nettir: tedarik şirketinin alacaklı olması, feshi hukuka uygun hale getirmez. Fesih, ancak zincirin her halkasının belgelendirilebildiği hallerde sonuç doğurur. Zincirin herhangi bir halkasının eksikliği — özellikle elektriğin borç nedeniyle fiilen kesilmemiş olması veya yazılı ihtarın belgelenememesi — feshi geçersiz kılmakta, abone lehine muarazanın meni ve sözleşmenin devamı sonucunu doğurmaktadır.
Abone tarafında ise en kritik refleks, fesih bildirimini “kesinleşmiş bir sonuç” olarak değil, usulü denetlenebilir bir işlem olarak görmektir. Bildirimin dayandığı madde, öncesinde yapılması gereken bildirimler ve fiilî kesme şartı tek tek sorgulandığında, uygulamada pek çok fesih işleminin ayakta kalamadığı görülmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Elektrik tedarik şirketi perakende satış sözleşmesini tek taraflı feshedebilir mi?
Evet, ancak yalnızca EPDK’nın standart perakende satış sözleşmesinde ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde sayılan sebeplerle ve öngörülen usule uyarak. Borç nedeniyle fesih; ikinci bildirim, elektriğin fiilen kesilmesi, 30 günlük süre, güvence bedelinden mahsup bildirimi ve 15 günlük ek süre adımlarını gerektirir. Zincirin bir halkası atlanırsa fesih hukuken geçerli olmaz.
Elektriğim hiç kesilmeden abonelik sözleşmem feshedilebilir mi?
Borç nedeniyle hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/258 E., 2025/3592 K. sayılı ve 26.06.2025 tarihli kararında, borçtan kaynaklı kesme yapılmadan gönderilen ‘Borçtan Sözleşme Fesih Bildirimi’ fesih usulüne aykırı bulunmuş; muarazanın meni ile abonelik sözleşmesinin devamına karar veren yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Fesih bildiriminin usule uygun olduğunu kim ispatlamak zorundadır?
Tedarik şirketi. İncelenen kararda ilk derece mahkemesi, fesih yapılacağı hususunda yazılı ihtarda bulunulduğuna ilişkin evrak sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Abone, kendisine yapılmamış bir bildirimi ispatlamakla yükümlü değildir.
Sadece SMS gönderilmesi elektrik sözleşmesinin feshi için yeterli midir?
Hayır. EPTHY’nin 35. maddesinin ikinci fıkrası, ikinci bildirimin hem yazılı olarak hem de kalıcı veri saklayıcılarından en az biri kullanılarak yapılmasını birlikte aramaktadır. Üstelik bildirim usulüne uygun yapılmış olsa dahi, elektrik fiilen kesilmeden ve 30 günlük süreç işletilmeden fesih aşamasına geçilemez.
Elektrik borcu için doğrudan icra takibi başlatılabilir mi?
EPTHY’nin 35. maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi ve standart sözleşmenin 23. maddesi uyarınca, yasal yollara başvurabilmek için elektriğin fiilen kesilmiş ve güvence bedelinin muaccel borçlara mahsup edilmiş olması zorunludur. Bu kurala aykırı takipte yapılan işlemler sonlandırılır ve masraflar tüketiciden talep edilemez. Kesmeye mukavemetin kolluk tutanağıyla veya kolluğa başvurunun belgelenmesi hali istisnadır.
Kaçak elektrik tespiti perakende satış sözleşmesinin doğrudan fesih sebebi midir?
Standart perakende satış sözleşmesinin 18. maddesindeki fesih sebepleri arasında kaçak veya usulsüz tüketim ayrıca sayılmamıştır; sözleşmenin 11. maddesi bunu bir kesme sebebi olarak düzenler. Tedarik şirketi ancak 6. maddedeki sayaca müdahale etmeme yükümlülüğünün ihlali üzerinden 18/8’deki genel ihlal feshine (yazılı ihtar ve 15 gün) başvurabilir. İkili anlaşmalarda ise EPTHY m.16/2-(b) uyarınca kaçak veya usulsüz tüketim doğrudan haklı fesih sebebidir.
Usulsüz fesihle karşılaşan abone hangi davayı açmalıdır?
Muarazanın meni (giderilmesi) davası açılır. Talep, fesih işleminin geçersizliği ile abonelik sözleşmesinin devamına karar verilmesidir. Enerjinin kesilmesi telafisi güç zarar doğurabileceğinden dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmesi de değerlendirilmelidir.
Feshedilen elektrik abonelik sözleşmesi yeniden kurulabilir mi?
Evet. Standart sözleşmenin 19. maddesi uyarınca birikmiş borçların gecikme zammıyla birlikte peşin ödenmesi veya şirketçe belirlenen takvim dâhilinde ödemenin taahhüt edilmesi halinde yeni bir sözleşme yapılır. Ancak taahhüt edilen bedelin herhangi bir taksiti geciktirilirse sözleşme, başka bir bildirime gerek kalmaksızın feshedilebilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Abonelik sözleşmesinin feshi, elektrik faturası ve kesme işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda enerji hukuku avukatı desteği için sayfamızı, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
