Mühür Bozma Suçu (TCK-203)

Mühür bozma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 203. maddesinde düzenlenen ve kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alan bir suç tipidir. Bu suç, kanun veya yetkili makamların emriyle bir şeyin saklanmasını ya da olduğu gibi korunmasını sağlamak için konulmuş mührün kaldırılmasını veya konuluş amacına aykırı hareket edilmesini cezalandırır. Uygulamada en sık, belediye, bakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca mühürlenen işyerlerinin ya da yapıların faaliyetine devam edilmesi biçiminde karşımıza çıkar. Bu yazıda mühür bozma suçunun unsurlarını, cezasını, hangi mühürlerin kapsamda olduğunu ve TCK‘daki benzer suçlardan farkını açıklıyoruz.

Konunun diğer sahtecilik ve mühür suçlarıyla bütünü için kamu güvenine karşı suçlar başlıklı genel rehberimizi de inceleyebilirsiniz. Aşağıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanızı öneririz.

Mühür Bozma Suçu Nedir?

Mühür bozma, resmî makamların bir şeyi güvence altına almak veya bir faaliyeti durdurmak amacıyla koyduğu mührü etkisiz hâle getirmektir. TCK 203’e göre; kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran ya da konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Ceza seçimlik olarak öngörülmüştür; hâkim, koşullara göre bunlardan birine hükmedebilir.

Suçun koruduğu hukuki değer, mührün temsil ettiği kamusal iradeye ve resmî işlemlerin etkinliğine duyulan güvendir. Bir mühür, üzerine konulduğu yerin veya şeyin devlet gücü tarafından koruma altına alındığını, olduğu gibi korunması ya da bir faaliyetin durdurulması gerektiğini gösterir. Mührün bozulması, bu kamusal iradeyi ve dolayısıyla idarenin aldığı tedbirlerin etkinliğini zedeler.

Önemli bir nokta da şudur: bu suç, kişilerin özel malvarlığını değil, resmî bir tedbirin etkinliğini korur. Bu nedenle mühür bozma, mührün konulduğu yerin veya şeyin kime ait olduğundan bağımsız olarak değerlendirilir. Kişi, kendi işyerine veya kendi taşınmazına yetkili makamca mühür konulmuşsa dahi, bu mühre konuluş amacına aykırı biçimde müdahalede bulunması suç oluşturabilir. Korunan değerin bu kamusal niteliği, suçun neden şikâyete bağlı olmadığını ve savcılık tarafından resen soruşturulduğunu da açıklar.

Suçun Maddi Unsurları

Suçun Konusu: Yetkili Makamca Konulmuş Mühür

Suçun konusu, kanun veya yetkili makamların emriyle usulüne uygun biçimde konulmuş gerçek bir mühürdür. Buradaki mühür, mühürde sahtecilikteki gibi bir onay veya tasdik aracı değil; bir şeyin korunmasını ya da bir faaliyetin durdurulmasını sağlayan bir tedbir niteliğindedir. Örneğin ruhsatsız faaliyet gösterdiği tespit edilen bir işyerine, imar mevzuatına aykırı olduğu belirlenen bir yapıya ya da denetim kapsamında bir tesise konulan mühür bu kapsamdadır.

Mührün usulüne uygun ve yetkili makamca konulmuş olması, suçun temel şartıdır. Yetkisiz bir kişinin koyduğu ya da hukuka aykırı biçimde konulmuş bir mührün kaldırılması, bu suç bakımından aynı sonucu doğurmayabilir. Dolayısıyla somut olayda mührün kim tarafından, hangi yetkiye dayanılarak ve hangi amaçla konulduğu, suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde önem taşır.

Mührün “bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak” amacıyla konulmuş olması da önemlidir. Bu, mührün bir koruma, muhafaza ya da faaliyeti durdurma işlevi görmesi gerektiği anlamına gelir. Salt sembolik ya da bu amaç dışında konulmuş bir işaretin kaldırılması, maddenin aradığı anlamda bir mühür bozma sayılmayabilir. Bu nedenle mührün hangi amaçla konulduğu, hem suçun konusunun belirlenmesinde hem de failin fiilinin bu amacı ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesinde dikkate alınır.

Suçu Oluşturan Hareketler

Madde iki seçimlik hareket öngörür:

  • Mührü kaldırmak: Konulmuş mührü fiziksel olarak sökmek, koparmak veya bozmak.
  • Konuluş amacına aykırı hareket etmek: Mührü fiziken kaldırmadan, onun sağladığı korumayı ya da durdurma etkisini işlevsiz kılacak şekilde davranmak.

İkinci seçimlik hareket, bu suçun en dikkat çekici yönüdür. Mührü fiziksel olarak kaldırmadan da suç işlenebilir; çünkü kanun, mührün konuluş amacına aykırı her davranışı yeterli görmüştür. Örneğin mühürlenmiş bir işyerinin kapısındaki mühre hiç dokunmadan, arka kapıdan veya başka bir girişten içeri girilip faaliyete devam edilmesi, mühür yerinde dursa bile bu suçu oluşturabilir. Zira bu davranış, mührün gerçekleştirmek istediği amacı, yani o yerdeki faaliyetin durdurulmasını doğrudan ihlal etmektedir.

Fail: Suçu Kim İşleyebilir?

Mühür bozma suçunun faili herkes olabilir; suç, failin belirli bir sıfat taşımasını aramaz. Uygulamada fail çoğu zaman, işyeri veya yapısı mühürlenen kişinin kendisi ya da işletmecisidir. Ancak bu kişiler dışındaki üçüncü kişiler de (örneğin mühürlü yerde çalışmaya devam eden veya mührü kaldıran bir başkası) bu suçu işleyebilir. Hatta, mührü koyan görevlinin dahi konuluş amacına aykırı hareket etmesi hâlinde suçun faili olabileceği kabul edilir. Suçun mağduru ise, korunan değerin kamusal niteliği gereği toplumun kendisidir.

Manevi Unsur: Suçun Bilerek İşlenmesi

Mühür bozma ancak kasten işlenebilir. Failin, konulmuş mührün varlığını ve anlamını bilerek onu kaldırması veya konuluş amacına aykırı davranması gerekir. Mührün varlığından haberi olmayan ya da yetkili makamca konulmuş bir mühür olduğunu bilmeyen kişi bakımından kasttan söz edilemez. Bu nedenle kast ve taksir ile hata hâlleri bu suçta da önem taşır. Suçun taksirle işlenen bir hâli kanunda düzenlenmemiştir; dolayısıyla dikkatsizlik sonucu mührün zarar görmesi kural olarak bu suçu oluşturmaz.

Kastın varlığı, olayın koşullarından çıkarılır. Örneğin mühürlenen işyerinin sahibine mühürleme tutanağının usulüne uygun tebliğ edilmiş olması, kişinin durumdan haberdar olduğunu gösterir. Buna karşılık, mührün usulüne uygun konulmadığını ya da kişinin varlığından gerçekten haberi olmadığını gösteren durumlar, kastın bulunmadığı yönünde değerlendirilebilir. Bu nedenle failin bilgi durumu, hem suçun oluşumunda hem de savunmada belirleyici bir rol oynar; mühürleme işleminin nasıl ve kime tebliğ edildiği, çoğu dosyada sürecin merkezinde yer alır.

Mühür Bozma Suçunun Cezası

Mühür bozma suçunun cezası, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Buradaki “veya” ibaresi önemlidir: ceza seçimliktir; yani hâkim, somut olayın özelliklerine göre hapis cezasına ya da adli para cezasına hükmedebilir. Bu esneklik, suçun ceza aralığının nispeten hafif tutulduğunu gösterir.

Hapis cezasına hükmedildiği hâllerde dahi, kısa süreli hapis cezalarının koşulları varsa adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkün olabilir. Ayrıca cezanın miktarına bağlı olarak, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması da gündeme gelebilir. Bu kurumlar, ilk kez ve hafif bir mühür bozma fiili işleyen kişiler bakımından pratikte önem taşır.

Hangi Mühürler Bu Suçun Kapsamındadır?

Mühür bozma suçu, yetkili kamu kurum ve kuruluşlarının farklı mevzuatlara dayanarak koyduğu mühürleri kapsar. Başlıca uygulama alanları şunlardır:

  • Belediye mühürlemeleri: Ruhsatsız veya ruhsata aykırı faaliyet gösterdiği tespit edilen işyerlerinin belediye tarafından mühürlenerek kapatılması.
  • İmar mevzuatı kapsamındaki mühürlemeler: Ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı yapılarda, inşaatın durdurulması amacıyla yapılan mühürleme.
  • Çevre mevzuatı kapsamındaki mühürlemeler: Çevre ve şehircilik alanında yetkili idarelerce, mevzuata aykırı faaliyet yürüten tesislerin faaliyetinin durdurulması amacıyla konulan mühürler.
  • Gümrük işlemleri: Gümrük denetimi kapsamında eşya, araç veya depolara konulan mühürler.
  • Vergi denetimi: Vergi incelemesi veya denetimi sırasında yetkili birimlerce konulan mühürler.
  • Adli emanet ve deliller: Delil veya emanet olarak korunması gereken şeyler üzerine adli makamlarca konulan mühürler.
  • Sağlık ve gıda denetimleri: Kamu sağlığına aykırılık nedeniyle bir işletmenin veya bölümünün faaliyetinin durdurulması amacıyla konulan mühürler.

Bütün bu hâllerde ortak nokta, yetkili bir makamın koruma veya faaliyeti durdurma amacıyla koyduğu mührün etkisiz hâle getirilmesidir. Mührün konuluş amacı ve dayandığı mevzuat farklı olsa da, korunan değer aynıdır: resmî mühürlerin temsil ettiği kamusal iradeye duyulan güven. Bu nedenle hangi kurumun mühürlediğinden bağımsız olarak, usulüne uygun konulmuş her mühür bu maddenin koruması altındadır.

Mühürlü İşyerinin Faaliyete Devam Etmesi

Uygulamada en sık karşılaşılan mühür bozma senaryosu, mühürlenerek kapatılan bir işyerinin faaliyetine devam etmesidir. Bir işyeri; ruhsatsız çalışma, ruhsata aykırı faaliyet, denetimlerde tespit edilen aykırılıklar veya benzeri nedenlerle yetkili idare tarafından mühürlenerek kapatılabilir. Bu mühür, o yerdeki faaliyetin durdurulmasını sağlamak amacıyla konulmuştur.

İşyeri sahibinin veya işletmecisinin mührü söküp işyerini yeniden açması, açık biçimde mühür bozma suçunu oluşturur. Ancak burada asıl önemli olan ikinci ihtimaldir: mühre hiç dokunulmadan, örneğin başka bir kapıdan, bir yan girişten ya da bitişik bir bölümden içeri girilerek faaliyete devam edilmesi de suç oluşturabilir. Çünkü kanun yalnızca mührü kaldırmayı değil, “konuluş amacına aykırı hareket etmeyi” de cezalandırmaktadır ve mührün amacı, o yerdeki faaliyetin durdurulmasıdır.

Bu nedenle, “mühre dokunmadım, bu yüzden suç işlemedim” şeklindeki yaygın düşünce hukuken doğru değildir. Mühürlü bir işyerinde faaliyete devam edilmesi, mührün fiziksel durumundan bağımsız olarak değerlendirilir. Bu tür bir suçlamayla karşılaşan kişilerin, mühürlemenin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve faaliyetin gerçekten devam edip etmediği gibi noktalar üzerinden hukuki durumlarını değerlendirmeleri yerinde olur.

Mühürlenen Yapıda İnşaata Devam Edilmesi

Bir diğer sık karşılaşılan uygulama alanı, imar mevzuatına aykırı yapılarda inşaatın durdurulması amacıyla yapılan mühürlemelerdir. Ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapıldığı tespit edilen bir inşaat, yetkili idare tarafından durdurulur ve yapı mühürlenir. Bu mühür, inşaat faaliyetinin devam etmemesini sağlamak amacını taşır.

Mühürleme işleminden sonra inşaata devam edilmesi, mühür bozma suçunu oluşturabilir. Burada da, mührün fiziken kaldırılıp kaldırılmadığından bağımsız olarak, inşaat faaliyetinin sürdürülmesi mührün konuluş amacına aykırılık oluşturur. Bu husus, yapı sahipleri ve müteahhitler bakımından önemli bir sorumluluk alanıdır.

Bu tür dosyalarda; mühürlemenin hangi tutanakla ve hangi tarihte yapıldığı, ilgililere usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve mühürleme sonrasında gerçekten inşaat faaliyeti yürütülüp yürütülmediği ayrı ayrı incelenir. Bu ayrıntılar, hem suçun oluşup oluşmadığını hem de failin sorumluluğunun kapsamını doğrudan etkiler.

İdari Yaptırım ile Ceza Sorumluluğunun İlişkisi

Mühürleme işleminin kendisi çoğu zaman bir idari işlemdir; belediye veya ilgili idare, mevzuata aykırılık nedeniyle bir faaliyeti durdurur ve bunun yanında idari para cezası gibi yaptırımlar da uygulayabilir. Ancak bu idari yaptırımlar ile mührün bozulması nedeniyle doğan ceza sorumluluğu birbirinden bağımsız iki farklı süreçtir.

İdari süreç, esas olarak faaliyetin mevzuata uygun hâle getirilmesine ve idari yaptırımın uygulanmasına odaklanırken; ceza süreci, konulan mührün kaldırılması veya konuluş amacına aykırı hareket edilmesi fiiline ve failin kastına yönelir. Bu nedenle, mühürleme işlemine karşı idari yargıda dava açılmış olması, mührün bozulması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmasını kendiliğinden durdurmaz.

Bununla birlikte, mühürleme işleminin hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararıyla ortaya konması, ceza dosyasında da önem taşıyabilir; zira suçun oluşması için mührün usulüne uygun ve yetkili makamca konulmuş olması gerekir. Bu nedenle idari ve cezai süreçlerin birlikte, bütüncül biçimde takip edilmesi önemlidir.

Mühürde Sahtecilik (TCK 202) ile Farkı

Adlarının benzerliği nedeniyle mühür bozma sıkça mühürde sahtecilik (TCK 202) ile karıştırılır; oysa iki suç birbirinden tamamen farklıdır. Mühürde sahtecilik, sahte bir mührün üretilmesi veya kullanılmasını konu alır; ortada gerçek olmayan, taklit bir mühür vardır. Mühür bozma ise, yetkili makamca konulmuş gerçek bir mührün kaldırılmasını veya etkisiz kılınmasını cezalandırır.

Kısaca: mühürde sahtecilikte sahte bir mühür yapılır; mühür bozmada ise gerçek bir mühür ortadan kaldırılır ya da işlevsiz hâle getirilir. Ceza bakımından da fark vardır: mühürde sahtecilik daha ağır cezalandırılırken, mühür bozmada hapis cezasının yanında adli para cezası seçeneği bulunur. Adların benzerliği nedeniyle bu iki suçun karıştırılması, hem iddianamedeki nitelendirmede hem de savunmada hatalara yol açabilir. Bu nedenle olayın hangi fiili içerdiğinin (sahte mühür mü, yoksa gerçek mührün bozulması mı) baştan doğru tespit edilmesi gerekir.

Resmi Belgeyi Bozmak (TCK 205) ile Farkı

Mühür bozma bir diğer suçla, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205) suçuyla da karıştırılabilir. Ancak bu iki suç arasındaki ayrım nettir: TCK 203 mührü, TCK 205 ise belgeyi konu alır. Mühür bozma, bir şeyin korunması veya bir faaliyetin durdurulması için konulmuş gerçek bir mührün kaldırılması ya da etkisiz kılınmasıdır; resmi belgeyi bozmak ise gerçek bir belgenin yok edilmesi, bozulması veya gizlenmesidir.

Bir örnek vermek gerekirse: mühürlenmiş bir işyerinin mührünü kaldırıp faaliyete devam etmek mühür bozma (TCK 203) iken; bir kurumdan alınan gerçek bir resmi belgeyi yırtıp yok etmek resmi belgeyi bozmak (TCK 205) suçudur. İki fiil farklı nesnelere, yani biri mühre diğeri belgeye yöneldiğinden, olayın doğru maddeye oturtulması gerekir. Aynı olayda hem mühür hem belge söz konusuysa, her iki suç birlikte de gündeme gelebilir ve içtima kurallarına göre değerlendirilir.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Mühür bozma, hareketin niteliğine göre teşebbüse elverişli olabilir; örneğin mührü kaldırmaya başlayıp tamamlayamayan kişi bakımından teşebbüs gündeme gelebilir. Suçun birden çok kişinin katılımıyla işlenmesi (örneğin birinin mührü kaldırması, diğerinin mühürlü yerde faaliyete devam etmesi) hâlinde iştirak kurallarına göre her failin katkısı ayrı ayrı değerlendirilir. Mühür bozmanın başka bir suçla birlikte işlendiği hâllerde ise suçların içtimaı kuralları uygulanır.

Ayrıca, mühürlenen yerde faaliyetin farklı zamanlarda tekrar tekrar sürdürülmesi gibi hâllerde, fiillerin tek bir suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduğu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu ayrım, hükmedilecek cezanın belirlenmesinde etkili olduğundan, olayın bütün ayrıntılarıyla ele alınması gerekir. Görüldüğü gibi mühür bozma, basit bir fiil gibi görünse de teşebbüs, iştirak ve içtima bakımından dikkatli bir değerlendirme gerektirebilir.

Cezayı Etkileyen Diğer Hususlar

Mühür bozma suçunda, temel ceza aralığının yanında yargılamanın sonucunu etkileyebilecek çeşitli kurumlar gündeme gelir. Cezanın seçimlik (hapis veya adli para) olması ve ceza aralığının görece hafif olması nedeniyle, bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi gibi kurumlar sık gündeme gelir. Bu kurumların uygulanıp uygulanmayacağı; hükmedilen cezaya, failin adli geçmişine ve olayın koşullarına göre değişir.

Örneğin iki yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, koşulları varsa cezanın ertelenmesine karar verilebilir; bu durumda hükümlü, belirlenen denetim süresi içinde yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklerine uyarsa cezası infaz edilmiş sayılır. Benzer şekilde, ilk kez suç işleyen ve belirli koşulları taşıyan kişiler bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyen bir imkân olabilir. Bu nedenle mühür bozma dosyalarında, yalnızca suçun oluşup oluşmadığı değil, hükmedilecek cezanın türü ve bu kurumlardan yararlanma ihtimali de savunmanın kapsamına girer.

Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Mühür bozma şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Uygulamada soruşturma çoğunlukla, mührü koyan idarenin (örneğin belediyenin) yaptığı tespit ve bildirim üzerine başlar. Cezanın üst sınırı on yılı aşmadığından, bu suça kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Dava açılabilmesi için öngörülen dava zamanaşımı süresi de suçun cezasına göre belirlenir.

Sürecin İşleyişi ve Savunma

Mühür bozma iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada, savunmanın odağında genellikle şu sorular yer alır: mühür yetkili makamca ve usulüne uygun biçimde konulmuş mudur; mühürleme işlemi ilgiliye usulüne uygun tebliğ edilmiş midir; fail mührün varlığını ve anlamını biliyor muydu; ve gerçekleştirilen davranış, mührün konuluş amacına aykırılık oluşturuyor mu?

Bu sorulardan her biri savunma bakımından önemli bir dayanak olabilir. Örneğin mührün yetkisiz bir kişi tarafından ya da usulüne aykırı biçimde konulduğu, failin mühürlemeden haberdar edilmediği veya mühürlü yerde gerçekte bir faaliyet yürütülmediği gösterilebiliyorsa, suçun unsurları tartışmalı hâle gelebilir. Özellikle işyeri ve yapı mühürlemelerine ilişkin dosyalarda; mühürleme tutanağının içeriği, tebligatın usulü ve mühürleme sonrasındaki fiili durum titizlikle incelenmelidir.

Bu nedenle mühür bozma suçlamasıyla karşılaşan kişinin, olaya ilişkin belge ve bilgileri (mühürleme tutanağı, tebligat evrakı, idari işleme ilişkin yazışmalar gibi) saklaması ve en baştan bir avukatın desteğini alması önem taşır. Erken ve doğru bir hukuki değerlendirme, hem suçun gerçekten oluşup oluşmadığının belirlenmesi hem de mevcut hukuki imkânların zamanında kullanılması bakımından belirleyici olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mühür bozma suçunun cezası nedir?

Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca konulan mührü kaldıran ya da konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 203). Ceza seçimlik olduğundan hâkim, koşullara göre hapis cezasına veya adli para cezasına hükmedebilir.

Mühürlenen işyerini açmak veya faaliyete devam etmek suç mudur?

Evet. Belediye veya yetkili bir idare tarafından mühürlenerek kapatılan bir işyerinin mührünü söküp yeniden açmak mühür bozma suçunu oluşturur. Ayrıca mühre hiç dokunmadan, başka bir girişten içeri girilerek faaliyete devam edilmesi de mührün konuluş amacına aykırı hareket sayıldığından suç oluşturabilir.

Mührü fiziksel olarak kaldırmadan bu suç işlenebilir mi?

Evet. TCK 203, mührü kaldırmanın yanında ‘konuluş amacına aykırı hareket etmeyi’ de suç saymıştır. Bu nedenle mühür fiziksel olarak yerinde dursa bile, örneğin mühürlü işyerinde faaliyete devam edilmesi ya da mühürlenen inşaatın sürdürülmesi, mührün amacını ihlal ettiği için suç oluşturabilir.

Hangi kurumların koyduğu mühürler bu suçun kapsamındadır?

Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca konulan tüm mühürler kapsamdadır. Uygulamada en sık belediyelerin işyeri mühürlemeleri, imar mevzuatı kapsamında yapıların mühürlenmesi, çevre mevzuatı kapsamında tesislerin faaliyetinin durdurulması, gümrük ve vergi denetimlerinde konulan mühürler ile adli emanet mühürleri gündeme gelir.

Mühür bozma ile mühürde sahtecilik arasındaki fark nedir?

Mühür bozma (TCK 203), yetkili makamca konulmuş gerçek bir mührün kaldırılması veya etkisiz kılınmasıdır. Mühürde sahtecilik (TCK 202) ise sahte bir mührün üretilmesi veya kullanılmasıdır. Kısaca birinde gerçek mühür bozulur, diğerinde sahte mühür yapılır.

Sonuç

Mühür bozma suçu (TCK 203), yetkili makamlarca koruma veya faaliyeti durdurma amacıyla konulmuş mühürlere duyulan güveni korur. Uygulamada en sık, belediye ve diğer kamu kurumlarınca mühürlenen işyerlerinin faaliyetine devam etmesi ya da imar mevzuatı kapsamında mühürlenen yapılarda inşaatın sürdürülmesi biçiminde karşımıza çıkar. Mührü fiziksel olarak kaldırmadan, yalnızca konuluş amacına aykırı hareket ederek de işlenebilmesi ve failin herhangi bir kişi olabilmesi, suçun kapsamını geniş tutar. Adları benzese de, mühür bozma; mühürde sahtecilik (TCK 202) ve resmi belgeyi bozmak (TCK 205) suçlarından dikkatle ayrılmalıdır.

Mühür bozma ya da bununla bağlantılı bir suç kapsamında bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, haklarınızın korunması için bir İstanbul ceza avukatı ile sürecin en başında iletişime geçmeniz önem taşır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve kesin hukuki tavsiye niteliği taşımaz; her olay kendine özgü koşullarıyla ayrıca değerlendirilmelidir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar